|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
PEYGAMBERLER RAHMETTİR
Bu zât, “Mektûbât”ında
buyurdu: (Peygamberler,
Bütün insanlık için, pek
büyük rahmettirler.
Zîrâ cenâb-ı Allah,
kendinin varlığını,
İlim ve kudret gibi,
üstün sıfatlarını,
Kullarından, seçtiği bu
büyük Peygamberler,
Aracılığı ile, kullara
verdi haber.
Beğendiği şeyleri,
beğenmediklerinden,
Bunlar vâsıtasıyla,
ayırdı birbirinden.
Ne varsa kullar için
zararlı, fâideli,
Onların sözleriyle,
ayırıp etti belli.
Gönderilmese idi
Peygamberler velhâsıl,
Onun var olduğunu,
anlamazdı bu akıl.
Nitekim çok akıllı
olduklarını sanan,
Yunan filozofları,
aldandılar çok yaman.
Kısa akıllarıyla vererek
yanlış karar,
"Allahın varlığı"nı,
inkâra kalkıştılar.
“Nemrûd” ve “Fir'avun”
da, uyup akıllarına,
İnanmamışlar idi Allahın
varlığına.
Hem Fir’avun, daha da
ileriye gitmişti.
Halkına, “Benden
başka tanrınız yok”
demişti.
Hattâ "Mûsâ Nebî"ye
demişti ki bu ahmak:
“Başka tanrı var dersen,
hapsederim seni bak!”
İnsanları var eden,
Allahü teâlâdır.
Bize gelen her türlü
nîmetler, hep Ondandır.
Yine şu hakîkati, her
insan iyi bilir.
Ki, iyilik edene, çok
teşekkür edilir.
Bütün iyilikleri
gönderen Rabbimize,
“Teşekkür eylemek”
de, bir borçtur
hepimize.
Lâkin Hak teâlâya, nasıl
şükür edilir?
Bunu da, bize yine
Peygamberler bildirir.
Çünkü o büyüklerden
bilinmezse bu şâyet,
Yapılan, şükür değil,
olabilir hakâret.
İnsan, aklına göre
Rabbine ne etse arz,
Çok iyi görünse de, Ona
lâyık olamaz.
Hattâ saygısızlığı,
saygı anlıyabilir.
"Şükür" diye
yaptığı, "Hakâret"
olabilir.
Hattâ velîlerdeki “İlham”
dahî velhâsıl,
Yine Peygamberlere
uymakla olur hâsıl.
Bâzı felsefeciler,
mü’minlerden görerek,
Yâhut Peygamberlerden
işitip öğrenerek,
Şiddetli riyâzet ve
mücâhede yaptılar.
Lâkin "Nefisleri"ni
sâdece parlattılar.
Bu yolla, bâzı şeyler
belki anlamışlardır.
Ve lâkin sapıklıktan
kurtulamamışlardır.
Zîrâ önce “Kalp”leri
temizlemek gerekir.
Kalpler temizlenince, "Nefis"
de temizlenir.
Çünkü nûrlar, evvelâ,
girer temiz kalplere.
Kalpleri temizlemek
lâzım gelir ilk kere.
Kalbi temizlemeden, sırf
nefsi cilâlamak,
İnsana, fayda değil,
zararlı olur ancak.
Düşmana, yağma için,
gece karanlığında,
Ona ışık yakmaya benzer
bu esâsında.
Nefsin yardım ettiği
düşman ise "İblîs"tir.
Yalnız nefsi parlatmak,
düşmana kuvvet verir.) |