|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
ÇALIŞ VE TEVEKKÜL ET
Evliyâ-yı kirâmın en
büyüklerindendir.
Kararmış gönülleri,
ilmiyle etti tenvîr.
Buyurdu ki: (Müslümân, “Teslîm
olan” demektir.
Mü’minin,
her haramdan kaçınması
gerektir.
Kalbinin ürperdiği bir
işi yapma sakın!
Haramda, kalbi titrer
kâmil bir müslümânın.
Hadîste buyuruldu:
(Bir iş, kalbe sükûnet,
Ve ferahlık verirse, iyi
iştir, îfâ et.
Lâkin nefsi azdıran ve
kalbe bir heyecan,
Veren iş, hayırsız ve
günâhtır, sakın ondan.)
Şüpheli bir iş ile
karşılaşırsan eğer,
Kalbinin üzerine, koy
elini her sefer.
Kalp çarpması artmazsa,
"İyi"dir, onu
işle.
Eğer fazla çarparsa,
hayır yoktur o işte.
Bir müslümân, yapsa da
dînin emirlerini,
Kusurlu bilmelidir yine
de herbirini.
Allahü teâlânın her
emrini, müslümân,
Tam yapamadığını
düşünmeli her zaman.
İbâdet yapan biri,
bunları beğenirse,
Kendini, bir "fâsık"tan
daha iyi bilirse,
Onun böyle bilmesi, o
günâhkâr kişinin,
İşlediği günâhtan
fenâdır o kul için.
Mü’min, âilesinin
nafakası için de,
Çalışır bir ticâret
yâhut san'at işinde.
Sâlim bin Abdullah’a,
gelip bâzı ahâli,
Müsâde
istiyerek sordular şu
suâli:
(Efendim, çalışıp da,
para mı edinelim?
Yoksa ibâdet yapıp,
tevekkül mü edelim?)
Buyurdu ki:
(Tevekkül, o Resûl'ün
hâlidir.
Çalışıp kazanmak da,
Onun bir sünnetidir.
İkisi de güzeldir, öyle
ise şimdi siz,
Hem bir işte çalışıp,
hem tevekkül ediniz.)
Yemede ve içmede
adâletli olmalı.
Orta halde olmayı, elden
bırakmamalı.
Bedene tembellik ve
uyuşukluk olacak,
Miktarda fazla yemek,
iyi değildir ancak.
Rabbine ibâdeti
yapamıyacak kadar,
Perhiz de, uygun değil,
olmalı orta karar.
Behâeddîn
Buhârî hazretleri de
hattâ,
(İyi ye, iyi çalış!)
buyuruyor bu bâbta.
Velhâsıl ibâdeti, ne ki
kolaylaştırır,
"İyi" olup,
zıtları zararlı ve
yanlıştır.
Lâkin her iyi işte, pek
mühimdir “Niyet”de.
Niyet iyi değilse,
yapmamalı elbette.
Günâh işliyenlerden “Uzlet”
de gereklidir.
Yâni böyleleriyle, hiç
görüşmemelidir.
Hadîste buyuruldu: (Hikmet,
on mertebedir.
Biri, az konuşmakta,
dokuzu uzlettedir.)
Lüzumsuz, fâidesiz,
mâlâya'nî şeylerle,
Vakit geçirmemeli oyun
ve eğlenceyle.
Çünkü dünyâ hayâtı, bir
“İmtihân”dır
ancak.
Eğlenecek zamansa,
âhiret'te olacak. |