|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
TASAVVUF NİÇİNDİR?
Evliyâyı kirâmdan olan
bu mübârek zât,
“Mektûbât”
kitâbında eyledi çok
nasîhat.
Buyurdu ki: Tasavvuf
yolunda ilerlemek,
Her bir müslümân için,
lâzım ve mühimdir pek.
Bu, hiç kıymet vermemek
içindir bu "dünyâ"ya.
Tam kul olmak içindir
Allahü teâlâya.
Maksat, Allahtan gayri,
her şeyi unutmaktır.
Bütün varlığı ile, Ona
kulluk yapmaktır.
Bu yolun nihâyeti, “Kulluk
makamı”dır ki,
Burada nasîb olur, tam
îmân-ı hakîkî.
Bu makama kavuşan
kimseye “Ârif”
denir.
Tam hakîkî kulluğu, bu
ârif yapabilir.
Nefisten hâsıl olan
gevşeklik, onda kalmaz.
Çünkü nefs, kazanmıştır
artık "îmân" ve "ihlâs".
Hâsılı, tasavvufa
girmekten asıl maksat,
Kul olmaktan kurtulmak
değildir, aman dikkat!
Ve yâhut kendisini,
başka müslümânlardan,
Üstün yapmak için de,
değildir hiçbir zaman.
Herkesin görmediği "Ruh"
veyâ "Cin" ve "Melek",
Görmek için değildir bu
yolda ilerlemek.
Her zaman gördüğümüz bu
güzel manzaralar,
"Ay", "Güneş" ve
"Yıldızlar", bu renkler,
bu ziyâlar,
Ne gibi noksanlığı var
ki bütün bunların,
Bunlar bırakılıp da,
başka şeyler aransın.
Bunlar da, o şeyler de,
hepsi bir şâheserdir.
Hepsi, Hak teâlânın
yarattığı şeylerdir.
Allahü teâlânın cemâline
kavuşmak,
Âhiret'te,
Cennette ancak nasîb
olacak.
Bu nîmete, hiç kimse
kavuşamaz burada.
İttifak eylediler
âlimler çünkü bunda.
“Tasavvuf”,
dînimizin cüz’üdür,
parçasıdır.
Yâni islâmiyyetin
tamamlayıcısıdır.
Zîrâ din, üç kısımdan
meydana gelir esas.
Bunlar da, şu şeylerdir
"İlim", "Amel"
ve "İhlâs".
Tasavvuf, bu üçüncü
kısım olan "İhlâs"ı,
Elde etmek içindir,
budur işin esâsı.
Yâni Hak teâlâyı görmek
için değildir.
Zîrâ Onu, mü’minler
Cennette görebilir.
Bunun için şimdi siz,
bütün gücünüz ile,
O Resûl'ün yoluna
sarılın ihlâs ile.
"Emri bil mâruf"
ile, "nehyi münker"
yapmayı,
Unutulmuş bir emri,
meydana çıkarmayı,
Mühim vazîfe bilip, bu
yolda çalışınız.
Lâkin bunu yaparken,
fitne çıkarmayınız.
Rüyâ ve hayâllere
güvenmeyiniz sakın.
Bilâkis uyanıkken, ele
geçene bakın.
Kul, rüyâda kendini "Pâdişâh"
görse eğer,
Hakîkat olmayınca,
verilir mi hiç değer?
Hakîkat olsa bile,
büyüklük sayılır mı?
Cehennem azâbından,
insanı kurtarır mı?
Aklı olan, gönlünü bu
şeylere bağlamaz.
Rabbinin beğendiği
şeyleri yapar esas.
Düşünür ki: "Bu dünyâ,
bir imtihân yurdudur."
Âhiret'e
yarıyan işlerle meşgul
olur. |