|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
ÂRİFİN MAKSADI OLMAZ
"İmâm-ı Rabbânî"nin,
Mîr Muhammed Nûmân’a,
Yazdığı bir mektupta,
şöyle buyurdu ona:
(Allahü teâlâya olsun
hamdü senâlar.
Sevdiği kimselere, olsun
duâ, selâmlar.
Çok iyi düşünceli, bir
çok kardeşimizin,
Bize gelen belâdan halâs
olmamız için,
Baş vurdukları halde,
her türlü çârelere,
Fâide vermediği söylendi
bu fakire.
Bunun için üzülüp,
olmasınlar bî-huzûr.
Zîrâ bize, hadîste şöyle
buyurulmuştur:
“Allahü teâlânın yaratıp
gönderdiği,
Şeyler, kulları için
olur hayır ve iyi.”
İnsanlık îcâbıyla o
başımıza gelen,
Sıkıntıya, biz dahî
üzülmüştük önceden.
Fakat birkaç gün sonra,
Allahın lütfu ile,
O üzüntüler gidip,
kayboldu tamâmiyle.
Şu anda, gönlümüzde
sıkıntı kalmadı hiç.
Hattâ onun yerini, aldı
bir huzûr, sevinç.
Bizimle uğraşanlar,
Allahın istediği,
Şeyleri yaptığından,
geliyor bize iyi.
Mâdem ki hal böyledir,
üzülmeye ne hacet?
Köle, “Efendisi”ni,
hiç eder mi şikâyet?
Seven, “Sevgilisi”nin
gönderdiği her şeyi,
Hep gülerek karşılar,
her acı ve ekşiyi.
Ondan gelen belâlar, ne
kadar acı olsa,
Onlardan, daha fazla tad
almalı bilhassa.
Şaşılacak şeydir ki,
onların, bizim için,
Verdiği sıkıntılar,
geliyor tatlı, şirin.
Karşılıkta bulunmak,
onları kötü bilmek,
“Seviyorum”
diyene, yakışır iş değil
pek.
Çünkü onlar, o "Dost”un
işini yapıyorlar.
Onun irâdesiyle hep adım
atıyorlar.
Bizimle uğraşanlar,
bize, başkalarından,
Daha iyi, sevimli
görünüyorlar şu an.
Bunun için dostlara
verin ki bunu haber,
Bizim için üzülüp,
olmasınlar mükedder.
Hiç kötü bilmesinler,
bizi incitenleri.
Hattâ güzel görsünler
yaptıkları şeyleri.
Ve duâ etsinler ki,
böyle emr olunduk biz.
Hem de duâ edeni, çok
seviyor Rabbimiz.
"Muhyiddîn-i Arabî"
buyurdu bu hususta:
“Ârifin bir niyeti,
maksadı olmaz aslâ.”
Yâni belâ gelirse, böyle
ârif kişiye,
Ondan kurtulmak için,
başvurmaz hiçbir şeye.
“Sevgili”den
gelir ki, kuluna belâ ve
dert.
“Sâhibi”nden geleni,
kölesi eder mi red?
Geri gitmesi için, etse
de duâ, niyâz,
Emr olunduğu için, duâ
eder o esas.
Sırf emre uymak için,
yapar o böyle duâ.
Yoksa, hiç istemez ki,
geri gitsin o belâ.
Çünkü o, Ondan gelen
herşeyden huzûr bulur.
“Hakîkî kul”
olmanın sırrı da işte
budur.
"İmâm-ı Rabbânî"nin
hürmetine ilâhî!
Sevgisinden, bir nebze
ihsân et bize dahî. |