|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
TÂUN’DAN ÖLENLER
"Hüsâmeddîn Ahmed"e
yazdığı mektûbunda,
Şöyle buyurmaktadır "Dert"
ve "Belâ"
hakkında.
(Allahü teâlâya hamd-ü
senâ ederim.
Resûlüne salevât, size
duâ eylerim.
Oğlumuzun, "Tâun"dan
vefâtı üzerine,
Tâziye mektûbunuz ulaştı
elimize.
Allahü teâlânın mülküyüz
biz hepimiz.
Ondan geldik, sonunda
yine Ona gideriz.
Başımıza gelenler,
zâhiren acıdırlar.
Ve lâkin hakîkatte, "Nîmet"
ve "Kazanç"tırlar.
Bilhassa âhiret'te
beklediğimiz nîmet,
Bu dünyâ'dakilerden yüz
misli çoktur elbet.
“Evlât”, Hak
teâlânın bize bir
ihsânıdır.
Yaşarlarsa, bize çok
fâideleri vardır.
Yok eğer yaşamayıp,
vefât ederler ise,
Yine sebep olurlar,
mânen yükselmemize.
Resûl'ün uzun müddet
hizmetlerini yapan,
“Enes bin Mâlik”e
de, gelmişti bu belâdan.
Hem de onun devrinde,
olmuştu ki bir tâun,
Tam "Seksenüç"
evlâdı ölmüştü bundan
onun.
Ebû Bekr Sıddîk'ın da,
Abdurrahmân adında,
Oğlunun, “Kırk çocuğu”
ölmüştü bu tâunda.
İnsanların en iyi, en
kıymetlisi olan,
Eshâba yapılınca, böyle
büyük imtihân,
Bizler gibi, günâhı çok
olanlar, acabâ,
Hiç sayılır mıyız ve
girer miyiz hesâba?
Eski ümmetler için, işbu
“Tâun” illeti,
Bir “Azâb-ı ilâhî”
olarak gönderildi.
Lâkin bu ümmet için,
iyiliktir, “Rahmet”tir.
Hattâ "Şehîd olma"ya
vesîle ve sebeptir.
Bu vebâda ölenler,
şaşılacak bir huzûr,
İçinde ölürler ki, gâye
de zâten budur.
Bu tâun günlerinde,
Lâhor’da bir müslümân,
Gâibden söylenilen bir
ses duymuş o zaman.
Şöyle nidâ gelmişti
gâibden o mü’mine:
“Çok çok yazıklar olsun
bu vakit ölmiyene.”
Hakîkaten böyledir,
çünkü vebâlı yerden,
Kaçmayıp, bu belâya râzı
olup sabreden,
Ölürse, “Şehîtler”in
sevâbına kavuşur.
Ölmeyip kurtulursa, bu
sefer “Gâzi”
olur.
Efendim, çok sevdiğim
oğlumun ayrılığı,
Büyük musîbet olup, beni
yaktı bayağı.
Fakat Hak teâlânın ihsân
ettiği "sabır",
Bu kalbi zaif kula, en
büyük bir ihsândır.
Rabbimden dilerim ki, bu
belânın ecrini,
"Âhiret"e
gidince, ihsân etsin
hepsini.
Dostlardan umarız ki,
îmânla gitmemize,
Son nefesimiz için, duâ
ederler bize.
Ve insanlık îcâbı olan
kusûrumuzun,
Af edilmesi için,
dostlar duâ buyursun.
Yâ Rabbî, affet bizi,
ayırma doğru yoldan.
Son nefesimizde de,
nasîb et "doğru îmân". |