|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
KULLUK NEDİR?
"İmâm-ı Rabbânî"nin,
Mirzâ Muzaffer Hân’a,
Yazdığı mektûbunda,
şöyle buyurdu ona:
(Hak teâlâ sizleri, size
lâyık olmıyan,
Şeylerden hıfz ederek,
iyilik versin her an.
Dünyâ sıkıntıları
gelirse de dostlara,
Bu, günâhları için
keffârettir onlara.
Yalvarıp ağlıyarak ve
gözyaşı dökerek,
Kırık kalple, lâzımdır
Allahtan af dilemek.
Duâ kabûl olduğu,
bilininceye kadar,
Buna devam etmeli, gece
gün, aynı karar.
Size duâ etse de, dost
ve sevenleriniz,
Duâyı, bizâtihi yapın
yine kendiniz.
Dostların duâları, olsa
da size, fakat,
Dertlinin yalvarması
lâzımdır kendi bizzât.
İlâç almak, hastanın
kendisine lâzımdır.
Gayrinin yapacağı, olsa
olsa yardımdır.
Sözün özü şudur ki, ne
gelse “Sevgili”den,
Gülerek karşılamak
lâzımdır yine hemen.
Ondan gelen her şeyi,
olsa da "Belâ" ve
"Dert",
Hep tatlı gelmelidir
“Kulluk”da budur elbet.
“Seven” böyle
olmazsa, tam olmaz bu
sevmesi.
Ve hattâ yalan olur “Seviyorum”
demesi.)
Yine bir mektûbunda
buyurdu ki: (Bir kimse,
Günâh işlediğinde “Pişmânlık”
duyar ise,
Bu hâli, onun için
bulunmaz bir nîmettir.
Zîrâ bu pişmânlığı, “Tövbe
etmek” demektir.
Eğer Allah korusun,
olmazsa hiç üzülmek,
Hattâ tatlı gelirse, ona
günâh işlemek,
“Günâhta ısrâr”dır
ki, gâyet fenâ bir
iştir.
Bu hal, o kimse için
tehlikeli gidiştir.
Küçük günâha ısrâr, olur
günâh-ı ekber.
Büyük günâha devam, onu
"Küfr"e sürükler.
Kul ibâdet yapınca,
nefsi kabarıyorsa,
“Ben, ne iyi ve sâlih
bir kimseyim” diyorsa,
Bu, korkunç bir "hastalık",
öldürücü "zehir"dir.
Yaptığı ibâdeti, bu,
sıfıra indirir.
Nasıl ateş, odunu yakar
ve bitirirse,
Ve yine güneş nasıl,
buzları eritirse,
“Ucb”, yâni
beğenmek de yaptığı
işlerini,
Yok eder kazandığı
ibâdetin ecrini.
Bu korkunç hastalıktan
kurtulabilmek için,
İyi amellerini görmeli
fenâ, çirkin.
Bir kul, ibâdetinde
bulursa noksan, kusur,
O ibâdet, indallah
kabûle lâyık olur.
Zîrâ kusur görürse,
insan bir amelinde,
O iş, kıymet kazanır,
Hak teâlâ indinde.
Yaptığı her tâati, iyi
ve güzel işi,
Hep kusurlu görmeye
kavuşursa bir kişi,
Sağ omuzunda durup,
iyilikleri yazan,
Meleği, zan eder ki “Boş
duruyor” her zaman.
Lâkin sol omuzunda
oturan melek ise,
"Hiç durmadan yazıyor",
böyle bilir o kimse.
Bu yüksek, iyi hâle
kavuşunca bir insan,
Çok mânevî nîmetler,
edilir ona ihsân.) |