ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh)

HÜRRİYET NEDİR?

 

Abdülhak Dehlevî”ye yazdığı mektûbunda,

Şöyle buyurmaktadır “Dert ve elem” bâbında:

 

(İnsanlara her gelen belâ ve üzüntüler,

Acı görünseler de, “Nîmet”tir hepsi birer.

 

Dünyâ'nın en kıymetli sermâyesi, bunlardır.

Yâni kullara gelen "Dert" ve "Sıkıntılar"dır.

 

Bu dünyâ sofrasının en tatlı yemekleri,

"Dert" ve "Musîbetler"dir, olsalar acı dahî.

 

Bu tatlı nîmetleri, acı ilâçlar ile,

Kaplıyarak, imtihân ederler bizi böyle.

 

Seâdetli kimseler, bunu görüp tabii,

Acı örtüleri de çiğnerler tatlı gibi.

 

Hattâ acılardan da, alırlar tad ve lezzet.

Onlarca müsâvîdir "Nîmet" ile "Musîbet".

 

Nasıl tad almazlar ve bulmazlar ki hem huzûr,

Sevgili”den her gelen, elbette tatlı olur.

 

Lâkin kalp "Hasta" ise, duyamaz bu lezzeti.

Tedâvî etmelidir en evvel bu illeti.

 

Kalbin hastalığı da şudur ki asıl yine,

Tutulmuş olmasıdır Allahtan gayrisine.

 

Allah âşıkları”na gelirse nîmet ve dert,

Alırlar herbirinden, büyük bir haz ve lezzet.

 

Hattâ sıkıntılardan, alırlar daha çok haz.

Nîmetlerde, onlarca böyle çok lezzet olmaz.)

 

“Mirzâ Kılıcullah”a yazdığı mektûbunda,

Şöyle buyurmaktadır “Baş sağlığı” hakkında:

 

(Biz hepimiz, kudreti altındayız Allahın.

Ve Onun huzûruna çıkarız bugün yarın.

 

Duâ” ile “Fâtiha” okuyarak rûhuna,

En büyük iyiliği yapınız şimdi ona.

 

Çünkü "Ölü", denizde boğulan kimse gibi,

Bir duâ ve Fâtiha bekler durur dâimî.

 

Bir kuruntu, üzüntü gelirse kalbinize,

"Tövbe" ve "İstiğfâr"ı okuyun devam üzre.

 

Gidermek için ise, korku ve üzüntüyü,

Okuyun akşam sabah, iki “Kul e’ûzü”yü.

 

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” okuyan,

Murâdına kavuşup, korunur her belâdan.)

 

“Molla Alî Keşmî”ye yazdı ki mektûbunda:

(Kulun her bir dileği ve her bir arzusu da,

 

Sâhibi”nin istek ve arzusu olmalıdır.

Başka hiçbir dileği, hiç bulunmamalıdır.

 

Eğer böyle olmazsa, o, “Kulluk bağları”nı,

Koparıp, kölelikten kaçmış olur hâsılı.

 

Hep kendi istekleri ardınca giden kimse,

Esir olmuş demektir, keyfine, yâni nefse.

 

O, Allaha değil de, "Nefsi"ne kuldur elbet.

Nefse esir olmuştur, değildir hür ve serbest.

 

Allahü teâlâya kul olmak ise ama,

Uymak ile mümkündür, tam olarak "İslâm"a.

 

Kim nefsin pençesinden kurtarırsa kendini,

Elde etmiş sayılır asıl hürriyetini.

 

Yâni asıl hürriyet, “Allaha kul olmak”tır.

Onun izni olmadan, bir adım atmamaktır.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan