|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
FARZLARIN KIYMETİ
"İmâm-ı Rabbânî"nin,
Şerefeddîn Hüseyn’e,
Gönderdiği mektupta,
yazdı ki kendisine:
(Ey oğlum, haramların
yaldızına, süsüne,
Aldanma, çabuk geçen,
tükenen lezzetine.
Bütün hareketlerin,
duruşun ve gidişin,
"İslâm"a uygun
olsun, esâsı budur işin.
Her ne iş yapacaksan,
uygun olsun "İslâm"a.
Onun nûru altında çalış
hep yaşamaya.
Yapacak iş şudur ki her
şeyden daha evvel:
Doğru "Îmân, îtikad"
edinmektir mükemmel.
İslâm âlimlerinin
bildirdiğine göre,
Önce, îtikadını
düzeltmektir bir kere.
Sonra, “Fıkıh bilgisi”
bilmektir elzem olan.
Farzlara sarılarak,
kaçmalıdır haramdan.
Zîrâ "Farz"lar
yanında, "Nâfile"
ibâdetin,
Yoktur hiçbir kıymeti,
buna çok dikkat edin.
Bu günkü müslümânlar, “Farz”ı
bırakıyorlar.
Nâfile ibâdete fazla
sarılıyorlar.
Yapıyorlar nâfile çok
sadaka ve hayrât.
Gösteriş, “Riyâ”
ile oluyor bunlar fakat.
Buna rağmen, beş vakit
farz namâzı kılmaya,
Pek önem vermiyorlar,
haramdan sakınmaya.
Zekât, uşur vermeği, hem
de borç ödemeği,
Lüzumsuz görüyorlar
islâmı öğrenmeği.
Kadınların, kızların,
sokağa çıkarlarken,
Saç, kol ve bacağını
örtmeleri "farz"
iken,
Böyle açık, sokağa çıkıp
görünüyorlar.
Bu haramı, hafif ve
lüzumsuz görüyorlar.
Para saçıyorlar da, olur
olmaz yerlere,
Bir kuruşluk "Zekât"ı
vermiyorlar fakire.
Lâkin bilmiyorlar ki,
bir kuruşluk o zekât,
Binlerle sadakadan
sevaptır, hem de kat
kat.
Çünkü zekât, Allahın
emridir, yâni “Farz”dır.
Elbette onu yapan, daha
çok sevap alır.
Sadaka ve hayrâtın çoğu
ise, bu zaman,
“Şöhret” ve “Hürmet”
için yapılıyor durmadan.
“Riyâ” ve “Gösteriş”
de karışıyor araya.
Lâkin olmaz farzlarda,
hiç gösteriş ve riyâ.
Bunun için, zekâtı,
vermelidir âşikâr.
Böylece iftirâdan halâs
olur insanlar.
Nâfile sadakayı vermeli
ki gizlice,
Ki, kabûl ihtimâli fazla
olur böylece.
Sözün özü şudur ki,
dünyâ'nın zararından,
Kurtulabilmek için
tamâmiyle bir insan,
Ahkâm-ı şer’iyyeye
lâzımdır yapışması.
Yapılacak iş budur, “Hiç”tir
bundan başkası.
Bu dünyâ lezzetleri,
terk edilemiyorsa,
Hükmen terk edilmesi
lâzımdır hiç olmazsa.
Bunu yapmak için de, her
sözü ve her işi,
Dîne uygun olarak
yapmalıdır o kişi.
Ve ne kadar yapsa da,
çok helâl ve mubâhı,
Lâkin işlememeli aslâ
tek bir günâhı.
Zîrâ kalbi karartır, her
bir günâh ve haram.
Müslümânlık, bununla
olur kâmil ve tamam. |