|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
DİRİLMEK OLMASAYDI
Dünyâ'ya, milyonlarca
insan gelmiş ise de,
Bir müddet yaşıyarak,
ölüp gitmiş hepsi de.
Bunlardan kimi zengin,
fakirmiş kimileri.
Bâzısı güzel olup,
çirkinmiş bir diğeri.
Kimi zâlim, kimi de,
mazlum imiş hayatta.
Bunlar da geçip gitti,
unutuldu da hattâ.
İnanmış, “Müslümân”dı
bunlardan bâzıları.
İnanmamış “Kâfir”di,
geriye kalanları.
Kâfirler diyorlar ki:
“Öldüğünde insanlar,
Ebediyyen yok olup,
tekrar yaratılmazlar.”
Bu fikir, her ne kadar
değilse de hakîkat,
Yâni böyle iddiâ, olsa
da çürük, sakat,
Böyle bir ihtimâle,
mâzallah bir an için,
“Var” desek de,
bir zarar olmazdı bizim
için.
Yâni bu kâfirlerin
dedikleri olsaydı,
Yarın öldükten sonra
dirilmek olmasaydı,
Bundan, kendilerine
gelmezdi bir menfaat.
Olmazdı bize dahî, bir
sıkıntı ve âfât.
Her insan, ebediyyen yok
olup kalırlardı.
Ne onlara “Mükâfât”,
ne bize “Cezâ”
vardı.
Ve lâkin dedikleri
çıkmayınca onların,
Çok acı bir azâba
düşecek onlar yarın.
Ey insan iyi düşün, bu
gün, yarın, nihâyet,
Bunlardan biri dahî, sen
olacaksın elbet.
Nasıl “Hayâl”
olduysa önceki
senelerin,
Yine hayâl olacak, bütün
didinmelerin.
İyi düşün, ölünce, iki
gurup insandan,
Hangisinde olmayı
istersin sen o zaman?
“Hiç birinde olmayı
istemem” diyemezsin.
Çâresiz, ikisinden
birine gireceksin.
“Sonsuz ateşte yanmak”,
ihtimâl olsa bile,
İster misin ateşte
yanmayı bile bile?
Allahın varlığını,
Cenneti, Cehennemi,
Şimdi red edemiyor akıl,
din ve fen ilmi.
Fen, “Böyle şey
olamaz” demiyor,
diyemiyor.
Bilâkis varlığını deyip,
isbât ediyor.
Çünkü “Sonsuz hayât”ın
varlığını gösteren,
Sayılmıyacak kadar delil
var sarâhaten.
Dünyâca meşhur olan
kitaplıklar, lebâleb,
Bu delilleri yazan
kitaplarla dolu hep.
Nefsânî zevklerine
aldanıp lâkin onlar,
Yalnız “Körü körüne”
inkâra gidiyorlar.
Halbuki islâmiyyet,
zevki yasak etmiyor.
Bilâkis dîne uygun zevke
izin veriyor.
Aklı olan, islâma uygun
tarzda zevklenir.
Ve "İslâm ahlâkı"yla
süslenir, zînetlenir.
Kötülük yapana da,
iyilik, ihsân eder.
Bunu yapamasa da, hiç
olmazsa sabreder.
Bölücülük yapmayıp,
uzlaştırıcı olur.
Dünyâ ve âhirette, bulur
rahat ve huzûr.
Seâdetlerin başı, “Müslümân
olmakta”dır.
Müslümân olmak ise, zor
değil, çok kolaydır.
Altı şeyi öğrenip,
bunlara tam inanan,
Kimseye, nasîb olur bu
devlet, yâni "Îmân". |