|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
VERÂ VE TAKVÂ
"İmâm-ı Rabbânî"nin,
"Mektûbât" kitâbında,
Şöyle buyuruluyor “Verâ,
takvâ” hakkında:
("Verâ" ve "Takvâ"
demek, Allahü teâlânın,
Haram ettiklerinden,
sakınmaktır bi hakkın.
Resûlullah buyurdu:
“Verâ sâhibi olan,
En âbid kimse olur,
insanların arasından.”
"Hasan-ı Basrî" dahî
buyurdu ki: “Muhakkak,
Bu dinde, zerre kadar
"Verâ sâhibi" olmak,
Bin nâfile namâz ve
oruçtan kıymetlidir.
Yâni alır bunlardan daha
fazla bir ecir.”
"Ebû Hüreyre" dahî,
buyurdu ki bir günde:
(Ey insanlar, bilin ki,
yarın mahşer gününde,
Allahın huzûrunda
toplanınca hepimiz,
"Verâ sâhipleri"dir, en
muhterem ve azîz.)
Hak teâlâ, Kur'ânda,
bunu beyân etmekte.
Şöyle buyurmaktadır
meâlen bir âyette:
“Sevgime kavuşanlar
içinde, en nihâyet,
Verâ sâhibi gibi
yaklaşan olmaz elbet.”
Âlimler buyurdu ki: (Bir
kimse, şu on şeyi,
Kendine farz bilmezse,
olmaz verâ sâhibi.
Bu on şey şunlardır ki,
bir mü’min, hiçbir
zaman,
Kimseyi “Gıybet”
etmez ve hiç yapmaz “Sû-i
zan.”
Kimseyi kötü bilmez, “Alay”
etmez o zinhâr.
Yabancı kadınlara
kızlara etmez nazar.
“Sâdık”tır, doğru
söyler, hiç beğenmez
kendini.
Fikreder hep Rabbinin
türlü nîmetlerini.
Malını, “Helâl yere”
harcayıp, etmez isrâf.
Haram olan bir yere, bir
kuruş eylemez sarf.
Keyf için, mevkî makam
etmeyip aslâ talep,
Buraları, “İslâma
hizmet yeri” bilir
hep.
Beş vakit namâzını,
vaktinde edâ eder.
Ve bunu, en birinci bir
vazîfe addeder.
“Ehli sünnet”
denilen islâm
âlimlerinin,
Kitaplarını alıp, onları
okur ilkin,
Îmânı, ibâdeti öğrenip
ince ince,
Başlar amel etmeye, hep
bunlar mûcibince.)
Yâ Rab, bize verdiğin
nûrunu ziyâde et.
Sen her şeye kâdirsin,
ne olur bizi affet.
Oğlum, kim günâhına
tövbe ederse eğer,
Sonra, "Verâ" ve
"Takvâ" olur ise
müyesser,
Ele geçirmiş olur, büyük
nîmet ve devlet.
Zîrâ en kıymetli iş,
indallah budur elbet.
Bu ele geçmez ise, bir
kısım günâhlara,
"Verâ" edebilmek
de, bir nîmettir onlara.
Haramların hepsine, verâ
olmasa dahî,
Bâzısından kaçmak da,
bir nîmettir tabii.
Zîrâ bu bâzıların
nûrları, ileride,
Belki diğerlerine tam
sirâyet eder de,
Günâhların hepsine, tam
verâ’ya yol açar.
Böylece her günâhtan
nefret eder ve kaçar.
Zîrâ "Bir şeyin
hepsi, ele geçmez ise
de,
Yine kaçırmamalı elinden
hepsini de."
Yâ Rabbî, beğendiğin
iyi, güzel, münâsib,
Amelleri yapmayı, sen
bize eyle nasîb. |