|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
DÜNYÂ, GÖLGE GİBİDİR
Büyük âlim "İmâm-ı
Rabbânî" hazretleri,
Pek çok fâideliydi öğüt
nasîhatleri.
Şerefeddîn Hüseyn’e
yazdığı mektûbunda,
Buyurdu: ("Ölüm"
vardır bu hayâtın
sonunda.
Ey oğlum iyi bil ki, bu
ömür çok kısadır.
Bu da, büyük ganîmet ve
çok büyük fırsattır.
Bu kıymetli zamanı,
fâidesiz şeylere,
Harc etmemelidir ki,
tükenmesin boş yere.
Allahü teâlânın
beğendiği şeyleri,
Yapmak ile geçirmek,
olur çok fâideli.
Beş vakit farz namâzı,
hiç gevşeklik etmeden,
Cemâatle kılmalı, biraz
geciktirmeden.
Tâdil-i erkân ile
kılınırsa hem eğer,
Hak teâlâ indinde, bulur
kıymet ve değer.
“Teheccüd namâzı”
da, ihmâl edilmemeli.
Seher vakitlerinde çok
istiğfâr etmeli.
Lezzet almamalıdır,
nefse tâbi olmaktan.
Ve çok sakınmalıdır,
dünyâ'ya sarılmaktan.
“Ölüm”ü
hatırlayıp, âhiret'e
dönmeli.
O günün dehşetini
düşünüp titremeli.
Dünyâ işleri ile,
zarûret kadar ancak,
Uğraşıp, "Âhiret"e
lâzımdır çok çalışmak.
Sözün özü, bu gönül,
Allahtan gayrisine,
Tutulmaktan kurtulup,
dönmeli Sâhibine.
Ve yine müslümânın,
beden ve her âzâsı,
Hep dîne uymalı ki,
budur işin esâsı.
Dünyâ, “Zıll-i zâil”dir,
yâni “Gölge”
gibidir.
Kim ona güvenirse, o,
pişmân ve nâdimdir.
O, seninle kalsa da,
kalmazsın sen onunla.
Ne kadar sarılsan da,
ayrılırsın sonunda.
Öyle ise, çıkmadan bu
yalancı fânîden,
Onun muhabbetini
çıkarmalı kalbinden.
Dünyâ lezzetlerine
aldanmazsa kim eğer,
"Cennet nîmetleri"ne
kavuşur, rahat eder.
Ve her kim, "Âhiret"e
verirse fazla önem,
Olur iki cihânda, çok
azîz ve muhterem.
"Dünyâ"nın aslı
harap, serap’tır
şerbetleri.
Nîmetleri zehirli ve
sahtedir zevkleri.
Bedenleri yıpratır,
emelleri arttırır.
Ona aldananları,
yollarından saptırır.
Onu kovalıyandan, kaçar
o daha fazla.
Öyle ki, onu kimse
yakalıyamaz aslâ.
Halbuki her kim ondan,
yüz çevirir ve kaçar,
Bu sefer, o onları
ardlarından kovalar.
Dünyâ düşkünlerine,
inanılmaz çok defâ.
Çünkü o kimselerde,
bulunmaz aslâ vefâ.
“Fânî” olanı
verip, alırsan “Ebedî”yi,
Bu, olur senin için
fâideli ve iyi.
Kendini bilen kişi,
düşkün olmaz dünyâ'ya.
Zîrâ iyi bilir ki, bir “Hayâl”dir
o güyâ.
"Şakîler", bu
dünyâ'ya sarılsa da
rûz-ü şeb,
Lâkin bâkî olana sarılır
"İyiler" hep.
Mü’min, bedeni ile
dünyâ'da olsa bile,
"Âhiret"i düşünür
rûhu ve kalbi ile. |