|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
EN AKILLI KİMDİR?
"İmâm-ı Rabbânî"nin
eseri “Mektûbât”ta,
Şöyle buyuruluyor bir
gence nasîhatta:
(Ey evlâdım, her kim ki
para, mal peşindedir,
O, büyük bir belânın ve
derdin içindedir.
Çünkü Hak teâlânın
beğenmediği şeyler,
O kimsenin gözüne, “Güzel”
görünmekteler.
Hak teâlâ, "Dünyâ"ya
vermezken değer, kıymet,
O, tam bunun aksine,
verir çok ehemmiyyet.
Ey oğlum, bilir misin "Dünyâ"nın
aslı nedir?
Yaldızlanmış "necâset",
şeker kaplı "zehir"dir.
Halbuki Hak teâlâ, akıl
verip kullara,
Dünyâ'nın iç yüzünü
haber verdi onlara.
Bunun için âlimler
buyurdu ki: (Bir kimse,
Zengin olup, ölürken
şöyle vasiyyet etse.
Dese ki: “Ben
ölürsem, malımı cem
ediniz.
Zamanın en akıllı
adamına veriniz”.
O mallar, bir "Zâhid"e
verilmek lâzım gelir.
Çünkü zâhid, dünyâ'ya
hiç de düşkün değildir.
Hiç düşkün olmaması,
onun "Dünyâ malı"na,
Açık bir alâmettir
aklının çokluğuna.
Bu alâmet var iken, Hak
teâlâ yine de,
Bildirdi bu dünyâ'yı,
Peygamberler ile de.
Onlar vâsıtasıyla, bunun
bozukluğunu,
Haber verdi "Fânî"
ve "Vefâsız"
olduğunu.
Bu iki şâhid varken,
yine kalkıp bir kimse,
Tatlı “Şeker” sanarak, “Zehir”
yemek isterse,
Ve yâhut “Altın” sanıp,
avuçlarsa “Pisliği”,
Elbette çok alçaklık
yapmış olur o kişi.
Bu gaflet pamuğunu
atmalı kulaklardan.
Yoksa, olmaz başka şey,
yarın pişmân olmaktan.
Birinin bedenine,
hastalık gelse eğer,
O, bunu düzeltmeye ne
kadar gayret eder.
Halbuki o kimsenin, asıl
“Kalbi" hastadır.
Lâkin o, hiç bu derdi
umursamamaktadır.
Onu, “Sonsuz ölüm”e
sürüklerken o illet,
O yine, bu derdine
vermez hiç ehemmiyyet.
O hastalık, kendini hiç
bitmez ve tükenmez,
Azâba sürüklerken,
kurtulmayı düşünmez.
Onu gidermek için,
kıpırdamamaktadır.
Hattâ farkına bile belki
varmamaktadır.
Kalbin hasta olması
şöyledir ki, o gönül,
Allahtan gayrisine
eylemiştir temâyül.
Eğer bu tutulmayı "Hastalık"
bilmez ise,
Alçaklık etmiş olur bu
takdirde o kimse.
Eğer bunu bilir de,
vermezse ehemmiyyet,
Daha pis olduğunu
gösterir bu da elbet.
Aklı olan, görerek işin
vahâmetini,
Bu illetin yanında, dert
bilmez ötekini.
Aklı az olan ise,
gafleti sebebiyle,
Kalbin bu âfetini,
hastalık saymaz bile.
Aklı kuvvetlendirmek
için de bir müslümân,
“Ölüm” ve “Âhiret”i
düşünmeli her zaman.
Ve âhiret derdiyle
şereflenmiş kâmil bir,
Zât’la berâberlik de,
aklı kuvvetlendirir. |