|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
KURTULUŞUN ÇÂRESİ
"İmâm-ı Rabbânî"
ki, çok büyük evliyâ
zât.
Bir gence mektup yazıp,
şöyle etti nasîhat:
(Annenin yavrusuna karşı
yaptığı gibi,
Daha, ne güne kadar
seveceksin kendini?
Ve ne kadar, nefsine
böyle titriyeceksin?
Halbuki pek yakında,
belki de öleceksin.
O halde, kendini ve
herkesi "ölmüş"
addet.
Hiç duymaz, kımıldamaz,
taş gibi cansız farzet.
Zîrâ Zümer sûresi,
otuzuncu âyeti,
Bildiriyor Kur'ânda bize
bu hakîkati.
Hak teâlâ, meâlen
buyurur bu âyette:
"Sen ve onlar, gün gelir
ölürsünüz elbette."
Bu kısacık zamanda,
yapacak tek iş vardır.
O da, kalbi, bu dertten
uğraşıp kurtarmaktır.
Yâni tam yaşıyarak dîni,
islâmiyyeti,
Tedâvî etmelidir bu
mânevî illeti.
Bu derdin ilâcını
öğrenip, tatbik etmek,
İnsan için, en mühim
vazîfe olsa gerek.
Allahtan başkasına
düşkün olan gönülden,
Hiç hayır umulur mu,
artık gitmiş o elden.
"Dünyâ"ya
eğilmişse bir kulun
kalbi eğer,
Ondan, nefs-i emmâre
iyidir ve mûteber.
"Kalbin selâmeti"ni
isterler hep orada.
Kurtulmuş olmasını
ararlar ruhların da.
Biz ise, rûhumuzu
dünyâ'ya bağlıyacak,
Sebepler aramakla
uğraşmaktayız ancak.
Çok yazıklar olsun ki,
şu bozuk hâlimize,
Doğru söz ve nasîhat
girmiyor kalbimize.
Dünyâ'nın malı mülkü,
fânîdir, elde kalmaz.
Ne kadar mal olsa da,
yine murâd alınmaz.
"Varlığa olma mağrûr,
deme var mı ben gibi?
Bir muhâlif yel eser,
savurur harman gibi."
Yine o buyurdu ki: (Ey
oğlum, bizler kuluz.
Ve yalnız Rabbimize
kulluk ile memuruz.
Ona karşı aşağı,
küçüklük düşüncesi,
İçinde bulunmaktır
kulluğun da simgesi.
Kulluk vazîfesini
yaparken gece gündüz,
Dînin sınırlarını
etmemeli tecâvüz.
Hattâ iyi işleri
yaparken gündüz gece,
Düzeltmek lâzım gelir,
niyetleri ilk önce.
"Dünyâ"ya
düşkünlükten kurtarmalı
kalpleri.
Ve islâma muvâfık
yapmalı amelleri.
Bu ahkâma tam teslim
olursa her uzvumuz,
O zaman âhiret'te,
azaptan kurtuluruz.
Günâhımıza bakıp, bunun
endîşesinden,
Korkmalıyız Allahın azap
edeceğinden.
İbâdetler, ne kadar olsa
da iyi, hâlis,
Yine noksan, kusurlu
görmelidir bilâkis.
"İslâma hizmet"
için harcasak da ömrü
hep,
Sırf bunu bilmemeli,
kurtuluşa bir sebep.
Zîrâ fâcirler bile,
yapabilir bu işi.
"İslâma tam uymak"la
kurtulur ancak kişi. |