|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
DÜNYÂ MEL'ÛNDUR
"İmâm-ı Rabbânî"nin
"Mektûbât" kitâbında,
Şöyle buyuruluyor, dîne
uymak bâbında:
(Ey oğlum, Hak teâlâ
yarattı ins ve cinni,
Ki, hakkıyla yapsınlar
kulluk vazîfesini.
Allahü teâlâya, mânen
daha yaklaşmak,
"Onun Peygamberine
uymak"la olur ancak.
Her bir hareketini
uydurmadıkça Ona,
Kavuşmak mümkün olmaz
Allahın rızâsına.
Hak teâlâdan başka, neye
gönül verilse,
"Mâbud" yapılmış
olur o şeyler her ne
ise.
Bu halden kurtulmanın
çâresi de, bir tektir.
O da, "O'ndan gayriye
hiç gönül vermemek"tir.
Hiç bir şeyin ardına
düşmemeli ki insan,
Gönlünü, sırf Allaha
verebilsin her zaman
"Cennet nîmetleri"ni
istemek bile hattâ,
Bu tasavvuf yolunda,
sayılır kusur, hatâ.
"Cennet"i arzu
etmek, sevap ise de
gerçi,
Yine de büyük zâtlar,
günâh bilir bu işi.
"Cennet"e gönül vermek,
böyle günâh olunca,
"Dünyâ"ya düşkün
olmak neye varır acabâ?
Çünkü "Dünyâ",
Allahın sevmediği
şeylerdir.
Yarattığından beri, hiç
kıymet vermemiştir.
Allahın sevmediği
şeylere düşkün olmak,
Hatâ ve günâhların
temelidir muhakkak.
Bunlara düşkün olan ve
ardlarından giden,
Kötü durumda olup,
uzaktır merhametten.
Bir hadîsi şerîfte
Allahın Peygamberi,
Buyurdu ki:
"Bu dünyâ, mel'undur
elbette ki."
Dünyâ'da, "Allah için"
olmıyan ne varsa hep,
Çirkin ve günâh olup,
mel'undur bundan sebep.
Yine O buyurdu ki: (Ey
oğlum, dünyâ nedir?
Sana, Hak teâlâyı
unutturan şeylerdir.
Para pul, mevkî makam,
kadın, çocuk ve şöhret,
Eğer böyle iseler, "Dünyâ"dır
hepsi elbet.
Unutturmuyor ise Rabbini
sana bunlar,
Dünyâ değil, "Âhiret
işi"nden sayılırlar.
Bir "çöpçü"
düşünün ki, fakir olsun
be gâyet.
Gönlünü, bu dünyâ'ya
bağlamamışsa şâyet,
Kalbi dünyâ'ya bağlı
koltuktaki "zengin"den,
Kat kat daha kıymetli,
iyidir bu sebepten.
Öyleyse hiçbir şeye
düşkün olmamak için,
Gayret sarfetmeli ki,
esâsı budur işin.
Dünyâ düşkünlerinden, "Arslandan
kaçar" gibi,
Hattâ daha ziyâde
kaçmalı tabii ki.
Ey oğlum, kıymetini iyi
bil bu hayâtın.
Lüzumsuz işler ile,
geçirme onu sakın.
Yoksa, mahşer gününde
pişmânlık olacaktır.
Resûlullah, bu bâbta
şöyle buyurmaktadır:
"Hak teâlâ bir kulu,
sevmiyor ise eğer,
Fâidesiz şeylerle onu
hep meşgûl eder."
Farzları yapmayıp da,
nâfileleri yapmak,
Bunun için, boş yere
uğraşmaktır muhakkak.
Çünkü "Farz"ın
yanında, "Hiç" kalır her
"Nâfile".
"Büyük deniz" yanında,
"Damla" da etmez bile.
Bir nâfile hac için,
işlenirse haramlar,
Câiz olmıyacağı
anlaşılır âşikâr. |