|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
ÖLÜM, BİR KÖPRÜDÜR
"İmâm-ı Rabbânî"nin
"Mektûbât"ında yine,
Bir tâziye mektûbu
yazılmıştır birine.
"Mirzâ Alî Can"
için yazmışsa da
mektûbu,
Okuyan herkes için
geçerlidir elbet bu.
Mektupta buyurur ki:
(Bizleri, Hak teâlâ,
Resûlünün yolunda
bulundursun evvelâ.
Çünkü insan, ne kadar
yaşasa da, nihâyet,
Muhakkak âhiret'e edecek
bir gün avdet.
Enbiyâ sûresinde şöyle
buyurmaktadır:
"Her bir canlı,
ölüm'ün tadını
tadacaktır."
Bunun için ey oğlum,
ölecektir her insan.
Her kim olursa olsun,
kurtulamaz hiç bundan.
Hadîste buyuruldu:
"Her kimin ömrü uzun,
İbâdeti de çoksa, ona
müjdeler olsun."
Bir "Köprü"ye benzer ki,
"Ölüm", açık, âşikâr,
Ölüm'le kavuşurlar
mâşûkuna âşıklar.
Bütün Hak âşıkları,
ölüm'ü düşünerek,
Tesellî bulmaktadır, onu
hayâl ederek.
Ankebût sûresinin,
beşinci âyetinde,
Şöyle buyuruluyor bu
mevzû üzerinde:
"Ey Rabbine kavuşmak
istiyenler, bilin ki,
Ona kavuşma vakti
gelecek elbette ki."
Ve lâkin nefsine ve
şeytana tutulanlar,
Bir "Allah adamı"na
kavuşmamış olanlar,
Yukardaki müjdeye, elbet
dâhil değildir.
Onlar, zarar ziyânda ve
hep başı yerdedir.
Şimdi vefât etmiştir
sizin vâlideniz de.
Büyük bir varlık olup,
çok hakkı vardır sizde.
Buna karşı, siz dahî ona
yardım ediniz.
Ona duâ, sadaka, Fâtiha
gönderiniz.
Hadîste buyuruldu: (Mezardaki
bir mevtâ,
Denizde boğulacak zâta
benzer âdetâ.
Anne ve babasından ve
her tanıdığından,
Gelecek bir duâyı
beklemektedir her an.)
Bir de insan, onların
ölümünü görerek,
"Kendi ölüm'ü"nü
de lâzım gelir düşünmek.
Bütün varlığı ile,
Allahü teâlânın,
Beğendiği şeyleri
yapmalıdır bi hakkın.
Bilmeli ki bu "Dünyâ",
aldatır insanı hep.
Onu, ahmak olanlar
sâdece eder talep.
Dünyâ kazançlarının,
Allahın indindeki,
Îtibârı, bir zerre olsa
idi eğer ki,
Ondan, kıl ucu kadar
vermezdi kâfirlere.
Öyleyse bu dünyâ'yı
sokmamalı kalplere.
Allah, sizi ve bizi, yüz
çevirip her şeyden,
Kendine bağlamayı nasîb
eylesin hepten.
Oğlum, cenâbı Hakkın
sonsuzdur merhameti.
Lâkin azâbının da, pek
fazladır şiddeti.
"Beyn-el havf-ü
verrecâ" üzre
bulunmalıdır.
Yâni korku ve ümit,
müsâvî olmalıdır.
Gençlikte, Rabbimizin
kahrından, gazabından,
Çok korkmak ve titremek
lâzım gelir her zaman.
İhtiyarlıkta ise, af ve
merhametine,
Sığınmak lâzımdır ki,
orta yol budur yine.) |