|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
BİR GENCE NASÎHAT
"İmâm-ı Rabbânî"
ki, velîler incisidir.
İkinci bin yılının
yenileyicisidir.
“Mektûbât”
kitâbının
yüzotuzsekizinci,
Mektûbunda, şöylece îkâz
etti bir genci:
(Ey oğlum, hiç koşma ki
bu "dünyâ"nın
peşinden,
Yarın halâs olasın,
Cehennem ateşinden.
Gönlünü, ondan çekip,
sırf bağla ki "Allah"a,
Kul için, bundan büyük
bir nîmet olmaz daha.
"Dünyâ adamları"yla olma
hiç alâkadar.
Zîrâ Allah, dünyâ'yı
sevmiyor zerre kadar.
Mâdem ki Hak teâlâ
vermiyor ona kıymet,
Sen dahî sevme onu,
verme hiç ehemmiyyet.
Bu alçak dünyâ için,
Rabbini gücendirmek,
Akıllı bir insana
yakışır iş değil pek.
Birbirinin zıddıdır "Âhiret"
ile "Dünyâ".
İkisinin sevgisi,
toplanmaz bir araya.
Birinden uzaklaşan,
yaklaşır öbürüne.
Birisi kalbe girse, yer
kalmaz diğerine.
Nasıl istersen yaşa,
ölürsün bir gün elbet.
İstediğini topla,
ayrılırsın âkıbet.
Bu gün, "Ölmüş"
kabûl et ey oğlum
kendini sen.
Mutlak olacak şeyi, hem
"Oldu" bil
şimdiden.
Oğlum, tavşanlar gibi,
gözü açık uyumak,
Daha çok sürecek mi,
ecel yaklaşıyor bak!
Ölüm vakti gelince,
uyandırırlar bizi.
Lâkin o uyanmanın, olmaz
hiç fâidesi.
Dünyâ düşkünleriyle
arkadaşlık eylemek,
"Öldürücü zehir"dir,
pek sıkı kaçmak gerek.
Bu zehirle ölenin, yeri,
"Sonsuz ateş"tir.
“Aklı olan” kimseye, bir
işâret yetişir.
Dünyâ adamlarından uzak
dur, görme hattâ.
“Arslandan kaçar”
gibi, kaç onlardan
âdetâ.
Zîrâ arslan, insanın
alır yalnız canını.
Onlar ise, alırlar
dînini, îmânını.
Hadîsi şerîfinde, bir
gün Nebiyy-i zîşân,
Bunun kötülüğünü
etmiştir şöyle beyân:
“Zengine, malı için
alçaklık gösterenin,
Gider üçte ikisi bu
sebepten dîninin.”
Düşün ki, onlar ile
görüşmen ne içindir?
"Mal" ve "mevkî"leriyle
ilgili değil midir?
Aman oğlum dikkat et,
onlara olma yakın.
Onların zararından,
kendini iyi sakın.
Zîrâ bu, öyle fenâ iştir
ki, akabinde,
Nasîhat dinlemeye yer
bırakmaz kalbinde.
Böyle ağır yazmamın
sebebi şu ki oğlum,
Başka türlü uyanman çok
zordur, biliyorum.
Hak teâlâ, bizlere
versin de olgun ihlâs,
Beğenmediği şeyden,
tamâmen etsin halâs. |