ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh)

SONRA, O DA İNANDI

 

"İmâm"ın zamanında, bir âlim var idi ki,

Bilmiyordu önceden bu zâtın kıymetini.

 

İlmiyle gururlanıp, onu kötülüyordu.

Hakkında, olur olmaz kelâmlar ediyordu.

 

Yine bir toplulukta, onu kötülüyorken,

Biri kalkıp dedi ki: (Tanıyorum onu ben.

 

Yakînen bilirim ki, o zâtın aleyhinde,

Konuşan, azap görür yarın mahşer yerinde.)

 

Lâkin kabûl etmedi, onun müdâfâsını.

Hem de inat ederek, sürdürdü dâvâsını.

 

O kimse, son olarak dedi ki: (İşte Kur'ân.

Bu ihtilâfımızı o çözsün istiyorsan.

 

Haydi, ikişer rekât önce namâz kılalım.

Sonra, ona niyetle bir sahîfe açalım.

 

İlk sayfanın başında, çıkarsa hangi âyet,

O "Velî"nin hâline tutalım bir işâret.)

 

O da "Peki" deyince, kalkıp abdest aldılar.

Namâz kılıp, Kur'ândan bir sahîfe açtılar.

 

İlk satırda bir âyet çıkmıştı ki açınca,

Tam "İmâm"ın hâlini gösterirdi açıkça:

 

(Onlar, uğraşsalar da dünyâ ticâretiyle,

Yine de unutmazlar Allah’ı bir an bile.)

 

Bu kerâmeti görüp, pişmân oldu gönülden.

Ve hattâ talebesi oldu hem de o günden.

 

Yine bu "Velî" zâta talebe olanlardan,

Birisi anlatır ki: Ben talebe olmadan,

 

Önce, bir mektup yazıp, sordum ki şu suâli:

(Nasıl hâsıl oluyor eshâbın bu kemâli?

 

Resûl'ün huzûrunda durmakla insan bir an,

Nasıl üstün oluyor, en yüksek evliyâdan?)

 

İmâm, cevap olarak yazdılar ki o zâta:

(Lüzum yok bunun için mektupla îzâhâta.

 

Zîrâ bunun cevâbı, yazmakla anlaşılmaz.

Yâhut anlaşılsa da, tam mutmain olunmaz.

 

Bu suâlin cevâbı, birlikte bulunarak,

Sohbet ve hizmet ile alınabilir ancak.)

 

Bu mektup üzerine, geldim Serhend şehrine.

Hiçbirşey konuşmadan, katıldım meclisine.

 

Daha ilk sohbetinde, oldu ki öyle haller,

Kavuşmak mümkün değil, geçse de çok seneler.

 

Düşündüm ki: “Sohbeti böyleyse bir velînin,

Acabâ nasıl olur sohbeti Peygamberin?”

 

Bu hususta, ben henüz bir şey demeden evvel,

Suâlimin cevâbı verilmişti mükemmel.

 

O akşam,"İmâm" beni çağırıp huzûruna,

Buyurdu: (Anladın mı, cevap verdim soruna.)

 

Hemence ellerine kapanarak ben dahî,

Dedim: (Evet efendim, anladım gâyet iyi.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan