ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh)

O TOKADI YİYİNCE

 

Vardı ki seyyitlerden onun bir talebesi,

Şöylece naklediyor bir vak’ayı kendisi:

 

Ceddim olduğu için, "hazreti Alî"yi, ben,

Daha çok seviyordum diğer sahâbîlerden.

 

Onun ile harbeden sahâbeye de, ilkin,

Kırgındım, “Onun ile harbettikleri” için.

 

"İmâm-ı Rabbânî"yi henüz tanımıyordum.

Lâkin Mektûbât'ını, bâzı gün okuyordum.

 

Yine göz gezdirirken bir gün de "Mektûbât"a,

Bir şey görüp, kendimce, güyâ buldum bir "hatâ".

 

Okudum ki: (Eshâbın, sevmelidir hepsini.

Zîrâ onlar, her kirden pâk etmiştir nefsini.

 

Onlar, birbirleriyle harb etmiş olsa bile,

Elbette ki olmuştur, rızâ-i bârî ile.

 

Birisini sevmemek, hepsini sevmemektir.

Bize düşen, hepsini sevip tâzim etmektir.)

 

Okuyunca, “Bu yazı, yanlış olmuş” dedim ve,

Mektûbât kitâbını, elimden attım yere.

 

Gece, gördüm rüyâda "İmâm-ı Rabbânî"yi.

İki kulağımdan da, tuttu ve çekti kavî.

 

Buyurdu ki: (Ey çocuk, sen bana inanmazsın.

Sonra da kitâbımı, alıp yere atarsın.

 

Gel, seni bir kimseye götüreyim ki hemen,

İşin hakîkatini, ondan işit ve öğren.)

 

Ve elimden tutarak, götürdü ki bir zâta,

"Nûr"u, dört bir tarafı etmiş idi ihâta.

 

Dedi: (Ceddin Alî’dir, ilerde gördüğün zât.

Bu işin esâsını, gel ondan öğren bizzât.)

 

Ben dahî çekinerek, varınca huzûruna,

Yüzüme nazar edip, buyurdular ki bana:

 

(Evlâdım, her biri de çok büyüktür eshâbın.

Kalbinde, hiç birine soğukluk duyma sakın.

 

Olmuşsa da "Harb" gibi görünen işlerimiz,

Bizim, onlarda bile hâlisti niyetimiz.

 

Muhârebe yapsak da, o kardeşlerimizle,

"Allah için" oldu hep, olmadı nefsimizle.

 

Onların hiç birine kırgınlık câiz olmaz.

Bu zâtın sözüne de, etme sakın îtirâz.)

 

Bunları, açık açık duydumsa da ceddimden,

Yine de o soğukluk tam gitmedi içimden.

 

Bu hâlimi anlayıp, öfkelendi mübârek.

"İmâm-ı Rabbânî"ye yüzünü döndürerek,

 

Buyurdu ki: (Bu, hâlâ etmedi tam kanâat.

Sen bunun suratına, indir kavî bir tokat.)

 

O da, vurdu tokadı, bu emir gereğince.

Aklım başıma geldi, o tokadı yiyince.

 

Uykudan uyanınca, nazar ettim kalbime.

Gördüm ki temizlenmiş, hamd eyledim Rabbime.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan