|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
YEMEYİN O YEMEĞİ
Talebesinden biri
anlatır ki şöylece:
Bir arkadaşım ile
buluşarak bir gece,
İçinde “Afyon”
olan bir yemek
hazırladık.
Sonra, üstâdımızın
huzûrlarına vardık.
Namâzdan sonra gidip, o
hazır ettiğimiz,
"Afyonlu"
yiyecekten yemekti
niyetimiz.
Namâz bitti nihâyet, biz
çıkmak üzereyken,
Hocamız, huzûruna
çağırdı bizi hemen.
"Cennet nîmetleri"nden
bahsederek bâhusus,
Buyurdu:
(O nîmetler, çok
lezzetli ve sonsuz.
Helâl yiyeceklerde
vardır lezzet, fâide.
O "Afyonlu yemeği",
yemeyin gidip evde.)
Biz bunu işitince,
mahcûb olduk, utandık.
Hocamızı daha çok sevip,
sıkı bağlandık.
Bir başka talebesi
anlatır ki şöylece:
Biraz “Para”
ayırıp, düşündüm ki bir
gece:
“Götürüp, üstâdıma
vereyim bu parayı.
Dağıtıp sevindirsin
fakir ve fukarâyı.”
Lâkin kabûl etmeyip,
buyurdular ki bana:
(Verme,
sende kalsın ki, lâzım
olur bu sana.)
Tam o gece, rüyâda
hocamı gördüm aynen.
Bana burdular ki: (Çok
hasta şimdi annen.
Hemen kalk, çabuk git ki
annenin hânesine,
Yetişesin âcilen onun
son nefesine.)
Uyanıp gittiğimde,
gördüm ki hakîkaten,
En son nefeslerini
veriyor evde annem.
"Kelime-i tevhîd"i
telkin ettim kendine.
Kullandım parayı da,
teçhiz ile defnine.
Bir talebesi dahî,
"İmâm" hapiste iken,
Bir “Büyücü”
kişiyle karşılaştı
âniden.
O büyücü dedi ki:
(Ben, bâzı kelimeler,
Bilirim ki, onları
öğrenip biri eğer,
Düşmanının üstüne okursa
her ne zaman,
Bunların tesiriyle,
helâk olur o düşman.)
O talebe, o zaman
düşündü ki bir miktar:
“Hocamı, haksız yere
hapsetti o hükümdâr.
Ben de, ona bunları
okuyup yarın hemen,
Üstâdımın öcünü alayım o
zâlimden.”
Lâkin gece, rüyâda,
üstâdı onu görüp,
Böyle düşündüğüne eyledi
çok taaccüp,
Parmağını ısırıp,
buyurdu ki:
(Çok hayret.
Dostlarım, böyle şeye
ederler mi hiç cüret?
Onu sakın yapma ki,
dînen haram ve yasak.
Sen, tavan arasından, o
kâğıdı al da yak.
Zîrâ o, bir "Sihir"dir,
yakışmaz bize aslâ.
Sen bize ve sultâna duâ
eyle ihlâsla.)
Uyanıp, o kâğıdı alıp
yaktı oradan.
Ve aslâ unutmadı ikisini
duâdan. |