ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh)

YEMEYİN O YEMEĞİ

 

Talebesinden biri anlatır ki şöylece:

Bir arkadaşım ile buluşarak bir gece,

 

İçinde “Afyon” olan bir yemek hazırladık.

Sonra, üstâdımızın huzûrlarına vardık.

 

Namâzdan sonra gidip, o hazır ettiğimiz,

"Afyonlu" yiyecekten yemekti niyetimiz.

 

Namâz bitti nihâyet, biz çıkmak üzereyken,

Hocamız, huzûruna çağırdı bizi hemen.

 

"Cennet nîmetleri"nden bahsederek bâhusus,

Buyurdu: (O nîmetler, çok lezzetli ve sonsuz.

 

Helâl yiyeceklerde vardır lezzet, fâide.

O "Afyonlu yemeği", yemeyin gidip evde.)

 

Biz bunu işitince, mahcûb olduk, utandık.

Hocamızı daha çok sevip, sıkı bağlandık.

 

Bir başka talebesi anlatır ki şöylece:

Biraz “Para” ayırıp, düşündüm ki bir gece:

 

“Götürüp, üstâdıma vereyim bu parayı.

Dağıtıp sevindirsin fakir ve fukarâyı.”

 

Lâkin kabûl etmeyip, buyurdular ki bana:

(Verme, sende kalsın ki, lâzım olur bu sana.)

 

Tam o gece, rüyâda hocamı gördüm aynen.

Bana burdular ki: (Çok hasta şimdi annen.

 

Hemen kalk, çabuk git ki annenin hânesine,

Yetişesin âcilen onun son nefesine.)

 

Uyanıp gittiğimde, gördüm ki hakîkaten,

En son nefeslerini veriyor evde annem.

 

"Kelime-i tevhîd"i telkin ettim kendine.

Kullandım parayı da, teçhiz ile defnine.

 

Bir talebesi dahî, "İmâm" hapiste iken,

Bir “Büyücü” kişiyle karşılaştı âniden.

 

O büyücü dedi ki: (Ben, bâzı kelimeler,

Bilirim ki, onları öğrenip biri eğer,

 

Düşmanının üstüne okursa her ne zaman,

Bunların tesiriyle, helâk olur o düşman.)

 

O talebe, o zaman düşündü ki bir miktar:

“Hocamı, haksız yere hapsetti o hükümdâr.

 

Ben de, ona bunları okuyup yarın hemen,

Üstâdımın öcünü alayım o zâlimden.”

 

Lâkin gece, rüyâda, üstâdı onu görüp,

Böyle düşündüğüne eyledi çok taaccüp,

 

Parmağını ısırıp, buyurdu ki: (Çok hayret.

Dostlarım, böyle şeye ederler mi hiç cüret?

 

Onu sakın yapma ki, dînen haram ve yasak.

Sen, tavan arasından, o kâğıdı al da yak.

 

Zîrâ o, bir "Sihir"dir, yakışmaz bize aslâ.

Sen bize ve sultâna duâ eyle ihlâsla.)

 

Uyanıp, o kâğıdı alıp yaktı oradan.

Ve aslâ unutmadı ikisini duâdan.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan