|
02 - İMÂM-I RABBÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
ÇOK EDEBLİYDİ
Öyle fazla idi ki,
üstâdına edebi,
Yoktu böyle bir edeb
gösteren onun gibi.
Diğer talebeler de
hürmetliydiler, fakat,
O, hepsinden daha çok
ederdi buna dikkat.
Hürmet ettiği için o
herkesten ziyâde,
Üstâdından en fazla, o
etti istifâde.
Hem çoktu ona karşı
hüsnü zannı, sevgisi.
Üstâdının hakkında,
şöyleydi düşüncesi:
(Onun gibi bir velî,
öyle gelir ki bana,
Resûlullahtan
sonra, az gelmiştir
cihâna.
Yetişemedikse de gerçi
Resûlullaha,
Çok şükür ki, kavuştuk
bu gün "Bâkî Billâh"a.
Dinliyemedikse
de Resûl'ün sohbetini,
Şükür ki, dinliyoruz
"Bâkî Billâh"ınkini.)
Ona olan ihlâsı, edebi,
düşüncesi,
Öyle yüksek idi ki,
şaşırtırdı herkesi.
Onu, hem çok seviyor,
hem de çok korkuyordu.
Onu çok az üzmeyi, "felâket"
biliyordu.
Üstâdı bir gün ona,
talebeden birini,
Gönderip, huzûruna
çağırdı kendisini.
O talebe, gelerek İmâm-ı
Rabbânî'ye,
Arz etti: (Efendimiz
sizi istiyor) diye.
"İmâm" bunu
duyunca, değişti rengi
birden.
Korkulu bir hal aldı,
titredi edebinden.
Halbuki üstâdı da, onu
"büyük" bilirdi.
Bunu, her vesîleyle
herkese bildirirdi.
Yine o buyurdu ki:
(Şu birkaç yıl içinde,
Büyük gâye olarak, tek
şey vardı içimde.
İstedim ki, hak yolu
herkese bildireyim.
Herkesi kurtuluşa,
felâha erdireyim.
Bu çok hâlis gayretim,
boşa gitmedi ancak,
"İmâm-ı Rabbânî"yi
yarattı cenâbı Hak.)
Bir gün "Bâkî Billâh"a
bir genç gelip dedi ki:
(Talebeniz olmayı pek
fazla isterim ki,
Bu tasavvuf yoluna girip
gayret edeyim.
Çok kısa bir zamanda,
nihâyete ereyim.)
"O gencin bu maksadı
tahakkuk etsin" diye,
Gönderdi hemen onu "İmâm-ı
Rabbânî"ye.
Buyurdu ki:
(Ey Ahmed, geliyor bir
tânesi.
Bu yolda, nihâyete
ermektir tek gâyesi.
İstirhâmım şudur ki, beş
altı günde yine,
Bu genci erdiresin yolun
nihâyetine.)
Bu mübârek "Velî"nin
himmetiyle, o kişi,
Başlayıp, birkaç günde
tamam oldu bu işi.
"İmâm-ı Rabbânî"nin
murâkabe ânında,
Kulağına, gâibden geldi
şöyle bir nidâ:
(Tâ kıyâmete kadar, seni
çok sevenleri,
Seni rehber edinip,
yoluna girenleri,
Vâsıtalı veyâhut
vâsıtasız olarak,
Sana bağlananları,
affetti cenâbı Hak.)
Sonra, bu kimselerin
bildirilip her biri,
Denildi ki: (Herkese
ulaştır bu haberi.) |