ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - İMÂM-I GAZÂLÎ (Rahmetullahi Aleyh)

MAHŞERDEKİ SIKINTILAR

 

İnsan, cin ve hayvânât, hem yırtıcı hayvanlar,

Kurt ve kuş, mahşer günü, bir yerde toplanırlar.

 

Ve yedi kat göklerin bilcümle melekleri,

Sararlar çepe çevre, o gün "ehl-i mahşer"i.

 

O gün, mahşer halkına olur ki bir izdiham,

Bu hal, zaman geçtikçe, artarak eder devam.

 

Bir ayak üzerinde, bulunur binbir ayak.

Günâhlarına göre, tere batar cümle halk.

 

Güneş, bir mızrak boyu insanlara yaklaşır.

Bu günkü sıcaklığı, “Yetmiş kat” fazlalaşır.

 

Arasat meydanında, bir zaman, ehl-i mahşer,

İzdiham ve sıcaktan, şiddetli azap çeker.

 

Lâkin “Müslümânlar”a, o gün ikrâm olunur.

O şiddetli günde de, bulurlar yine huzûr.

 

Resûlullah buyurdu: Yedi sınıf kimseler,

Arş-ı âlâ altında, o gün gölgelenirler.

 

Birincisi, “Adl ile hükmeden âmirler”dir.

İkincisi, “Genç iken ibâdet edenler”dir.

 

Üçüncü şunlardır ki, “Bu dünyâ'da, rûz-ü şeb,

Mescit ve câmilere bağlıdır kalpleri hep.”

 

Dördüncü, “Birbirini, Hak için sevenler”dir.

Bu sevgiyle birleşip, hasbihâl edenlerdir.

 

Beşincisi, “Bir haram teklîf edildiğinde,

Ondan kaçınanlardır Hak’tan korku içinde.”

 

Altıncısı, “Verirken bir sadaka ve zekât,

Hiç beklemiyenlerdir kullardan bir iltifât”.

 

Yedinci şunlardır ki, “Bir kez Allah deseler,

O'nun muhabbetiyle, ağlayıp yaş dökerler.”

 

O zaman mahşer halkı, çok değişik haldedir.

Dünyâ'da kibr edenler, olurlar hor ve hakîr.

 

Sıkıntı içindeyken sıcaktan ehl-i mahşer,

Bâzısı, sabîlerden “Serin sular” içerler.

 

Onlar, çocuk yaşında etmişlerdi ki vefât,

Anne babalarına, su verirler o saat.

 

Bir kısım insanların başında “Gölge” vardır.

Bu, onların dünyâ'da verdiği “Zekâtlar”dır.

 

İnsanlar, tam “Bin sene” bekleşirken bu halde,

Sıkışıklık, git gide artar daha ziyâde.

 

Ve hazret-i İsrâfil, “Sûr”a, üçüncü defâ,

Üfürünce, mahşerin şiddeti artar daha.

 

O sesin dehşetinden, ürperir ehl-i mahşer.

Ne yapacaklarını bilemez hiç kimseler.

 

O kadar çok artar ki "sıkıntılar" o ara,

Tâkat getiremezler mahşer halkı onlara.

 

Bu, ehl-i mahşer için be gâyet ağır gelir.

O dehşet ve şiddetten, başlar öne eğilir.

 

Hiç yetiremeyince azâba güç ve tâkat,

Çâresizlik içinde ararlar bir “Şefâat”.

 

Onlar bu halde iken, azap, daha güçleşir.

Mahşer sıkıntıları, daha ziyâdeleşir.

 

Bu sıkıntı içinde dururlar “Bin sene” tam.

Hak’tan, kendilerine sudûr etmez bir kelâm.

 

Mahşerde yükselince âh-ü figân ve feryât,

Gidip, Peygamberlerden isterler bir şefâat.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan