ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - İMÂM-I GAZÂLÎ (Rahmetullahi Aleyh)

MAHLÛKÂTIN DİRİLMESİ

 

Hak teâlâ her şeyi, kıyâmette "yok" edip,

Yine yaratacaktır hepsini bir “Ol” deyip.

 

Çürümüş, toprak olmuş insan ile hayvânât,

"Ot" gibi yerden bitip, bulurlar tâze hayat.

 

Kuyruk sokumu” diye, insanlarda bir kemik,

Vardır ki, bu kemikten yaratılmışlardı ilk.

 

Ve yine o "kemik"ten yaratılırlar bu kez.

Çünkü her şey çürüse, o kemik hiç çürümez.

 

En son kemiğidir ki, omurganın bu kemik,

Bir “Nohut” kadar olup, içinde yoktur ilik.

 

Her insan, mezarından, "ot gibi" sanki aynen,

Bitip, çıkar ortaya her âzâsı tamâmen.

 

Bâzısı bâzısına girmiştir “” misâli.

Karma karışık olur herkesin o gün hâli.

 

Bir mezardan, çok insan çıkar ki bundan sebep,

Böyle, birbirlerine dolanmış olurlar hep.

 

Dirilip mezarlardan çıktığında insanlar,

Çocuk, yine "çocuk"tur, pîrler yine "ihtiyar".

 

Yâni öldüklerinde, her kim ne halde ise,

Yine, o sûret ile hayat bulur o kimse.

 

Sonra Arş-ı âlâ’dan latîf bir "rüzgâr" eser.

Yeryüzünü kaplayıp, pürüzsüz, dümdüz eder.

 

Rabbimiz, “İsrâfil”i diriltir daha sonra.

O, ikinci olarak üfürür yine “Sûr”a.

 

"Nûr"dan ve "boynuz gibi" bir borudur ki bu Sûr,

Ruhlar ondan çıkarak, mahlûkât hayat bulur.

 

Hak teâlâ, o zaman ruhlara ilhâm eder.

Kendi bedenlerini bulup ona girerler.

 

Denizde boğulsa da, kurtlar kuşlar yese de,

Ruh, kendi cesedini bulup girer yine de.

 

Yanıp “Kül” olsa bile, olsa da hattâ “Buhar”,

Yine o bedenleri bulurlar yine ruhlar.

 

İnsanlar, kabirlerden kalkınca görürler ki,

Yeryüzü dümdüz olmuş, sanki bir “Kâğıt” gibi.

 

Bütün dağlar, tepeler, "Pamuk" gibi atılmış.

Denizlerin suları çekilip, susuz kalmış.

 

Kabirleri üstünde, hayretlerde kalarak,

Bakar ve düşünürler herkes “Çıplak” olarak.

 

Zîrâ Peygamberimiz buyurdu ki hadîste:

“Çıplak haşr olunurlar insanlar kıyâmette.”

 

Âişe vâlidemiz, sordu ki buna âit:

“Bâzısı, bâzısına bakmazlar mı o vakit?”

 

Buyurdu: “Kıyâmetin o günkü şiddetinden,

Bakmaz kimse kimseye, kendi meşakkatinden.”

 

Herkes, mezarlarında hayretle otururlar.

Böyle şaşkın şekilde, tam “Bin sene” dururlar.

 

Sonra, garb cihetinden büyük “Ateş” çıkarak,

Onun gürültüsüyle, "mahşer"e sürülür halk.

 

İnsan ile cinlerin amelleri, o vakit,

Kendi sâhiplerine der ki: “Kalk, mahşere git!”

 

Bâzısının ameli, girer “Merkep” şekline.

Sâhibi ona binip, gider mahşer yerine.

 

Bâzısının “Koç” olur, bâzısı “Deve” ve “At”.

Ona binip giderler mahşere gâyet rahat.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan