|
01 - İMÂM-I GAZÂLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
MAHLÛKÂTIN DİRİLMESİ
Hak teâlâ her şeyi,
kıyâmette "yok" edip,
Yine yaratacaktır hepsini
bir “Ol” deyip.
Çürümüş, toprak olmuş
insan ile hayvânât,
"Ot" gibi yerden
bitip, bulurlar tâze hayat.
“Kuyruk sokumu”
diye, insanlarda bir kemik,
Vardır ki, bu kemikten
yaratılmışlardı ilk.
Ve yine o "kemik"ten
yaratılırlar bu kez.
Çünkü her şey çürüse, o
kemik hiç çürümez.
En son kemiğidir ki,
omurganın bu kemik,
Bir “Nohut” kadar
olup, içinde yoktur ilik.
Her insan, mezarından, "ot
gibi" sanki aynen,
Bitip, çıkar ortaya her
âzâsı tamâmen.
Bâzısı bâzısına girmiştir
“Ağ” misâli.
Karma karışık olur
herkesin o gün hâli.
Bir mezardan, çok insan
çıkar ki bundan sebep,
Böyle, birbirlerine
dolanmış olurlar hep.
Dirilip mezarlardan
çıktığında insanlar,
Çocuk, yine "çocuk"tur,
pîrler yine "ihtiyar".
Yâni öldüklerinde, her kim
ne halde ise,
Yine, o sûret ile hayat
bulur o kimse.
Sonra Arş-ı âlâ’dan latîf
bir "rüzgâr" eser.
Yeryüzünü kaplayıp,
pürüzsüz, dümdüz eder.
Rabbimiz, “İsrâfil”i
diriltir daha sonra.
O, ikinci olarak üfürür
yine “Sûr”a.
"Nûr"dan ve "boynuz
gibi" bir borudur ki bu Sûr,
Ruhlar ondan çıkarak,
mahlûkât hayat bulur.
Hak teâlâ, o zaman ruhlara
ilhâm eder.
Kendi bedenlerini bulup
ona girerler.
Denizde boğulsa da,
kurtlar kuşlar yese de,
Ruh, kendi cesedini bulup
girer yine de.
Yanıp “Kül” olsa
bile, olsa da hattâ “Buhar”,
Yine o bedenleri bulurlar
yine ruhlar.
İnsanlar, kabirlerden
kalkınca görürler ki,
Yeryüzü dümdüz olmuş,
sanki bir “Kâğıt” gibi.
Bütün dağlar, tepeler, "Pamuk"
gibi atılmış.
Denizlerin suları çekilip,
susuz kalmış.
Kabirleri üstünde,
hayretlerde kalarak,
Bakar ve düşünürler herkes
“Çıplak” olarak.
Zîrâ Peygamberimiz buyurdu
ki hadîste:
“Çıplak haşr olunurlar
insanlar kıyâmette.”
Âişe vâlidemiz, sordu ki
buna âit:
“Bâzısı, bâzısına
bakmazlar mı o vakit?”
Buyurdu:
“Kıyâmetin o günkü şiddetinden,
Bakmaz kimse kimseye,
kendi meşakkatinden.”
Herkes, mezarlarında
hayretle otururlar.
Böyle şaşkın şekilde, tam
“Bin sene” dururlar.
Sonra, garb cihetinden
büyük “Ateş” çıkarak,
Onun gürültüsüyle, "mahşer"e
sürülür halk.
İnsan ile cinlerin
amelleri, o vakit,
Kendi
sâhiplerine der ki: “Kalk, mahşere
git!”
Bâzısının ameli, girer “Merkep”
şekline.
Sâhibi ona binip, gider
mahşer yerine.
Bâzısının “Koç”
olur, bâzısı “Deve” ve “At”.
Ona binip giderler mahşere
gâyet rahat.
|