|
01 - İMÂM-I GAZÂLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
KIYÂMET ALÂMETLERİ
"Kıyâmet"
kelimesi, “Kıyâm” kökünden gelir.
Yâni “Ayağa kalkmak” ve “Dirilmek”
demektir.
Îmânın bir şartı da yine
islâmiyyette,
“Âhiret hayâtı”na
inanmaktır elbette.
Et ve kemik, çürüyüp olsa
da toz ve toprak,
Sonra, diriltecektir
onları cenâb-ı Hak.
Ruhlar, bu bedenlere girip
canlanacaktır.
Ve herkes, mezarından,
dirilip kalkacaktır.
Ne şekilde idiyse her kişi
öldüğünde,
Yine, aynı şekilde
dirilirler o günde.
Eğer
sorulursa ki: “Bu, ne zaman olacak?”
Kıyâmetin vaktini,
Rabbimiz bilir ancak.
Yalnız alâmetleri vardır
ki kıyâmetin,
Çoğu çıktı meydana küçük
alâmetlerin.
Bâzısı şunlardır ki: İlim
irfan yok olur.
İnsanların başına, "câhiller"
hâkim olur.
Düşerler îtibârdan, ilim
ehli kimseler.
Câhiller, her tarafta olur
üstün, mûteber.
İnsanlar arasında, kalmaz
olur “Emânet”.
Sözüne emîn kişi bulmak
zor olur gâyet.
Şerrinden halâs için,
ikrâm görür "zâlimler".
Erkek kadına uyup, anaya
isyân eder.
Her evde çalgı çalar, “Ezân”
duyulmaz olur.
İnsanların câhili,
mecliste fermân okur.
Köpek dişi misâli, "yüksek"
olur binâlar.
Yolculuk serî olup, yakın
olur uzaklar.
Hiç ilmi olmıyanlar, “Âlim”
diye tanınır.
Hayâsızlık çoğalıp, meydan
deyyûsa kalır.
Herkes der:
“Ben haklıyım, haksız bana uymıyan.”
Çok övülen
kimsede, bulunmaz zerre îmân.
Sonra gelen, beğenmez,
atasını ceddini.
Onları "ahmak"
bilip, büyük sanır kendini.
Adam öldürmelerle, çoğalır
hem fitneler.
Bid’atler
revaç bulup, terk olunur sünnetler.
“Deccâl vekîlleri”
de çıkıp daha sonradan,
İnsanları aldatıp, çıkarır
doğru yoldan.
Her yerde, her köşede
bulunur çok zâlimler.
Mazlumların malını, zor
ile gasbederler.
İnsanlar arasında, kalmaz
sevgi, muhabbet.
Doğru konuşanlara edilir
hem hakâret.
Kadınlar çok azıtıp,
kalmaz hiç "hayâ, edeb".
Ve hattâ erkekleri,
kadınlar saptırır hep.
Ayıp diye bilinir, islâma
uygun işler.
Yeme ve içmesinde "isrâf"
eder kişiler.
Kadınlar, kocasını
dinlemez, eder isyân.
Sâdece bir "ses için"
dinlenir yüce Kur'ân.
Hep islâma muhâlif fenâ
işler yapılır.
Hattâ islâmiyyetin sâdece
adı kalır.
Mescitler olsa bile,
bulunmaz cemâati.
Dıştan mâmur olsa da,
haraptır lâkin içi.
Erkekler, kadın gibi giyer
"ipek" elbise.
Ve hattâ kadınlığa özenir
çoğu kimse.
"Zinâ" san’at
sayılıp, revaç bulur o zaman.
Kadınlar dar giyinir,
açılır baldır, gerdan.
|