ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - İMÂM-I GAZÂLÎ (Rahmetullahi Aleyh)

KEŞKE NAMÂZ KILSAYDIM

 

Abdullah ibni Ömer”, Resûl’ün eshâbından.

Şöyle naklediyor ki mübârek babasından:

 

Bir gün uğramış idi müşrik kabirlerine.

Mânen bir nazar ettim onların hallerine.

 

O sırada gördüm ki, kabirlerin birinden,

Ateş içerisinden birisi çıktı birden.

 

“Ateşten zincir” vardı boynu ve ayağında.

Su dolu bir kap vardı benim dahî yanımda.

 

Beni görüp dedi ki: “Ne olur bana su ver!

Ne olursun o suyu, üzerime döküver”.

 

Tam verecek idim ki o sudan ona biraz,

O kabirden bir “Melek” eyledi beni îkâz.

 

Dedi ki: “Aman sakın, su verme bu kâfire!”

Zincirinden tutarak, çekti onu kabire.

 

Gidip, gördüm âcilen Resûl-i müctebâyı.

Arz ettim kendisine gördüğüm bu vak’ayı.

 

Buyurdu: “Ebû Cehil idi ki o gördüğün,

Böyle mahşere kadar, azap çeken o her gün.”

 

“Amr bin Dînar” vardı hem, evliyâdan bir kişi.

Der ki: Vefât etmişti, birinin kız kardeşi.

 

Definden sonra, kızın âbisi eve varıp,

Baktı, “Para cüzdanı” düşmüş ve olmuş kayıp.

 

“Defnederken düşmüştür” diyerek hemen sonra,

Birisini alarak, geldi yine mezara.

 

Cüzdanı bulmak için, o kabri tekrar açtı.

Ve lâkin çok fecî bir şey ile karşılaştı.

 

Ateşler içindeydi mezarı kardeşinin.

Aklı gidecek oldu korkudan o kişinin.

 

Mezarı tekrar örtüp, koştu hemen evine.

Gördüğü hâdiseyi anlattı annesine.

 

Dedi: “Hangi günâhı ederdi ki irtikâb,

Kabirde, ateş ile olunur böyle azap?”

 

Dedi: “Namâzlarını geciktiriyordu hep.

Azap olunmasına, bu haldir belki sebep.”

 

“Abdullah bin Muhammed” adındaki biri de,

Diyor ki: Bir eşyâmı kaybettim ben bir yerde.

 

Onu aramak için, o gün dolaşıyordum.

Nihâyet bir mezarın yanına vâsıl oldum.

 

Akşam ezânı dahî okunmuştu o anda.

Ve kıldım namâzımı o mezarın yanında.

 

Duâ ediyordum ki namâzdan sonra fakat,

Duydum kabir içinden bir inilti ve feryât.

 

Dinledim, diyordu ki: “Ne olaydı, dünyâ'da,

Beş vakit namâzımı edeydim her gün edâ.

 

Âh keşke uysaydım da dînime tam olarak,

Bu kabir azâbına olmasaydım müstehak.

 

Keşke çok ehemmiyyet verseydim de namâza,

Bu gün yapılmasaydı kabirde böyle ezâ.”

 

Bunun gibi, toprağın altında nice emvât,

Yer yüzündekilere ederler şöyle feryât:

 

“Ey dünyâ'da gafletle hayat süren insanlar!

Gafletten uyanın ki, elinizde fırsat var.

 

Biz fırsatı kaçırdık, bâri siz kaçırmayın.

Çok pişmân olursunuz siz dahî yoksa yarın.”

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan