|
01 - İMÂM-I GAZÂLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
KABİR SUÂLLERİ
Abdullah bin Mes’ud ki,
sahâbe-i kirâmdan.
Şöyle suâl eyledi bir gün
Resûlullahtan:
Dedi:
“Yâ Resûlallah, ölü, kabre girince,
Ne ile karşılaşır her
şeyden daha önce?”
Resûl şöyle buyurdu bu
suâline onun:
“Bana, bunu ilk defâ suâl
eden sen oldun.
Yâ İbni Mes’ud, dinle, ölü
kabre girince,
Vazîfeli bir melek, yanına
gelir önce.
Onun adı “Rûmân”dır, eder
ki şöyle âvâz:
“Ey Abdullah, dünyâ'da ne
yaptıysan şimdi yaz.”
O der ki: “Yoktur benim ne
kâğıt, ne kalemim.
Mürekkebim bile yok, nasıl
yazabilirim?”
Melek der ki:
“Bu sözün, değildir hiç mûteber.
Amellerini yazman, elbette
îcâb eder.
Kefenin kâğıdındır,
tükrüğün mürekkebin.
Parmakların kalemdir, yaz
ne ise amelin.”
Kefeninden bir parça
koparıp, ona verir.
O da, amellerini oraya
yazıverir.
O kefen parçasını, alır
sonra o melek,
O mevtânın boynuna, asar
hemen dürerek.
Sonra da gâyet korkunç “İki
melek” gelirler.
Bir insan sûretinde
mevtâya görünürler.
Yüzleri siyah olup, yere
değer saçları.
Ve “Gök gürlemesi”ne,
benzer konuşmaları.
“Münker-Nekîr”
denir ki, bu gelen meleklere,
Bunlar, “Kabir suâli”
sorarlar ölenlere.
Ruh bunları görünce,
korkar ve hemen kaçar.
Ve burnundan girerek,
göğsünde karar kılar.
Göğsünden yukarısı, bir
lâhzada dirilir.
Ve tıpkı öleceği zamandaki
gibidir.
Kâdir olamasa da harekete
o kimse,
Lâkin görür, işitir, ona
ne söylenirse.
Melekler
sorarlar ki: “Rabbin kim, dînin nedir?
Ve kimdir Peygamberin,
kıblen dahî neredir?”
Seâdetli
kimseler, derler ki: “Rabbim Allah.
Peygamberim, hazreti
Muhammed Resûlullah.
Dînim dîn-i islâmdır,
Kur'ân’dır hem imâmım.
Kıblem Kâbetullah’tır,
müslümânlar ihvânım.”
Melekler, tasdîk edip onun
dediklerini,
Derler ki:
“Halâs ettin elimizden kendini.”
Kabrini ,“Yetmiş arşın”
büyütüp o kimsenin,
Cennetten iki kapı açarlar
onun için.
Sonra güzel kokular,
nâdide fesleğenler,
Getirip, mezarını güzel
tezyîn ederler.
Cennetin "koku"ları,
açılan kapılardan,
Meyyitin üzerine yayılır
hiç durmadan.
Hayâtında yaptığı “amelleri”
de yine,
Sevdiği bir dostunun
girerek sûretine,
Çok neş’eli olarak yanına
geliverir.
Güzel şeyler söyleyip, onu
hep eğlendirir.
Kabri "nûr" ile
dolar onun bu gelişinde.
Tâ kıyâmete kadar olur
neş’e içinde.
Asırlar geçse bile, ona, "çok
kısa" gelir.
Hem kıyâmet kopması, ona
çok sevgilidir.
|