|
01 - İMÂM-I GAZÂLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
BENİ YAVAŞ GÖTÜRÜN
“Hazret-i Âişe”den
“radıyallahü anhâ”,
Nakledilir: Evimde idim ki
tek ve tenhâ,
İçeri, Resûlullah teşrîf
etti bir yerden.
Saygı için, ayağa
kalkıyordum ki hemen,
“Kalkma!” deyip,
oturdu gelip yanıbaşıma.
Sonra, koyup uyudu başını
kucağıma.
Sakal-ı şerîfinde saydım
tam “Dokuz” adet,
Beyazlanmış kıl vardı,
mahzûn oldum be gâyet.
Düşündüm ki:
“Dünyâ'dan giderse benden önce,
Ümmeti, Peygambersiz
kalacaktır böylece.”
Ağlayıp, gözlerimden
boşandı yaşlar o gün.
Düştü bir damlası da, nûr
yüzüne Resûl'ün.
O zaman Resûlullah
uyanarak uykudan,
Buyurdu:
“Yâ Âişe, nedir seni ağlatan?”
Arz ettim
düşüncemi, buyurdu: “Yâ Âişe!
Hangi hal şiddetlidir ölü
olan kişiye?”
Dedim ki: “Hânesinden
götürüldüğü hâli,
Çok üzüntülü olup, ağlar
bütün iyâli.”
Buyurdu:
“Yâ Âişe, doğru, bu çok çetindir.
Bundan daha şiddetli acabâ
hangisidir?”
Dedim: “Kabre konup da,
üzeri örtülünce,
Ameliyle başbaşa kalır,
herkes gidince.”
Buyurdu:
“Yâ Âişe, doğrudur söylediğin.
Bundan daha şiddetli ne
vardır meyyit için?”
Sükût edip, edeble arz
ettim ki hem dahî:
“Allah ve Resûlullah
bilirler daha iyi.”
Buyurdu: “Yâ Âişe, daha da
zoru vardır.
Gâsilin
yıkamaya başladığı zamandır.
Parmağından, yüzüğü
çıkarıp, başlar işe.
Elbisesi, rütbesi, çıkarır
ne var ise.
O zaman “çıplak”
görüp, ruh kendi bedenini,
Bir üzüntü, pişmânlık
kaplar hemen kendini.
O kederli hâliyle eder ki
öyle feryât,
İnsan ve cinden gayri
işitir her mahlûkât.
Bu çıplak hâli, ona, gelir
ki öyle acı,
Başucuna
gelir ve der ki: “Ey yıkayıcı!
Yavaş tut bedenimi, zîrâ
çok çekti zahmet.
Dikkat et de, çekmesin
daha fazla eziyyet.”
Teneşire gelince, der ki:
“Ricam var benim.
Suyu sıcak etme ki,
incinmesin bedenim.”
Kefene sarılırken, nidâ
eder bir daha.
Der ki:
“Yakınlarımı göreyim son bir defâ.
Beni bu halde görüp, hiç
feryât etmesinler.
Onlar da, çünkü yarın
ölürler birer birer.”
Musallâya gelince,
seslenir: “Ey iyâlim!
Bakın, ibret alın ki,
böyledir işte hâlim.
Ayrılık günü yoktur bunun
gibi dünyâ'da.
Elvedâ, kıyâmette
görüşürüz bir daha.”
Namâzı kılınıp da,
omuzlarda giderken,
Der ki:
“Yavaş götürün, incinirim yoksa ben.”
Kabirde seslenir ki: “Ey
dostlarım, şimdi siz,
Beni, bu ıssız yerde
bırakıp gidersiniz.
Başbaşa
kalırım ki mezarda amelimle,
Olmaz hiç ilgilenen bu
kabirde benimle.”
|