|
01 - İMÂM-I GAZÂLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
İSTİKBÂLİ KAZANMAK
“İmâm-ı Gazâlî”den
nasîhat istiyene,
İmâm, bir mektup ile
buyurdu şöyle yine:
Ey oğlum, iyi bil ki, biz
âciz birer kuluz.
Allahü teâlâya ibâdete
memuruz.
Kavuşabilmek için ebedî
seâdete,
Sarılmamız lâzımdır tâat
ve ibâdete.
Günâhtan da şiddetle
lâzımdır ki kaçınmak,
Cehennemden kurtuluş,
umulur böyle ancak.
Resûlullah
buyurdu: “Ölün, ölüm gelmeden.
Görün hesâbınızı, hesâba
çekilmeden.”
Hazret-i Alî dahî buyurur
ki. “Bir kimse,
Çalışmadan, Cennete
girmeyi arzu etse,
O kişi, boş hayâle
kapılıyor demektir.
Çünkü kavuşmak için,
çalışmak lâzım gelir”.
Hasan-ı Basrî
dahî buyurdu: “Çalışmadan,
Cenneti talep etmek,
günâhtır, kaçın bundan.”
Büyüklerden biri de bu
bapta buyurdu ki:
“Aklı olan bir kimse,
bırakmaz ibâdeti.
Gece gündüz, dâimâ
ibâdete sarılır.
Çünkü sonsuz rahata,
ibâdetle varılır.”
Oğlum, kitap okuyup ilim
öğrenmek için,
Bir çok gecelerini
harcadın, acep niçin?
İlim öğrenmekteki asıl
maksat ve gâyen,
“Dünyâ menfaatleri”
idi ise esâsen,
Yâni bu ilim ile, diğer
bâzı insana,
“Caka satmak”
idiyse, yazıklar olsun sana!
Demek ki, bunca sene boşa
gayret etmişsin.
Ve kendini azâba, kendin
sürüklemişsin.
Yok eğer bunda gâyen, “İslâma
hizmet” ise,
Ve huy ve ahlâkını
temizlemek idiyse,
Ne güzel eylemişsin,
müjdeler olsun sana.
İnsan, böyle kavuşur
sonsuz olan ihsâna.
İşte “Muvaffak insan”,
buna denilir ancak.
Buna denir hakîkî
istikbâli kazanmak.
Ey oğlum, bu dünyâ'da
yaşasan da ne kadar,
Sonunda öleceksin, bu,
açık ve âşikâr.
Sımsıkı sarılsan da bu "dünyâ
zevkleri"ne,
Bir gün ayrılacaksın
hepsinden tek tek yine.
Ve yine bu dünyâ'da ne
istersen onu yap.
Lâkin bil ki, sorarlar
hepsinden bir bir hesap.
Îmânı, ibâdeti tam
öğrenmeden önce,
“Para kazanmak”
için çalışırsan gün gece,
Ömrünü, boş şeylerle hebâ
etmiş olursun.
Eğer böyle edersen, sana
yazıklar olsun!
“İncîl” de okudum
ki, öldüğünde insanlar,
Tabuta konulup da, tâ ki
mezara kadar,
Hak teâlâ, o kula “Kırk
suâl” soracaktır.
Bunlara cevap vermek,
kolay olmıyacaktır.
Birincisi şudur ki: “Ey
kulum, ne ki sebep,
Yaşadığın müddetçe, "dünyâ"ya
çalıştın hep?
“İnsanlar sevsin”
diye uğraştın da bu kadar,
Neden benim sevgime
etmedin hiç îtibâr?
Halbuki düşünseydin,
görürdün ki esâsen,
Benim ihsânlarıma gark
olmuşsun tamâmen”.
Ey oğlum, Allah bunu
soracaktır tabii,
Lâkin sen, oyunlara
dalmışsın "çocuk" gibi.
Dünyâ lezzetlerine bir
türlü doymuyorsun.
“Sağır” ve “Körler”
gibi görmüyor, duymuyorsun.
|