|
01 - İMÂM-I GAZÂLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
TÖVBE KABÛL EDİLİR
Resûlullah
buyurdu: “Vardır ki bâzı kullar,
Günâhı sebebiyle, Cenneti
kazanırlar.”
“Nasıl olur?” denildi,
buyurdu ki: “Günâha,
Tövbe istiğfâr edip,
unutmaz onu daha.”
Öyle pişmân olur ki,
şeytan da hayret eder.
Ve “Keşke bu günâha
sokmasaydım onu” der.
Allah, bir
Peygambere buyurdu: “Git müjde ver.
Mü’mini
affederim, tövbe ederse eğer.”
Bir velî
buyurdu ki: “Tövbe edip yatınız.
Ertesi güne dahî, tövbeyle
başlayınız.”
İsrâiloğulları zamanında bir kişi,
Vardı ki, fâsık olup,
günâh idi her işi.
Fakat günün birinde, oldu
nâdim ve pişmân.
Tövbe etmek istedi bütün
günâhlarından.
Ve lâkin düşündü ki: “Pek
fazladır günâhım.
Acabâ tövbe etsem, affeder
mi Allahım?”
Bunu öğrenmek için, acele
bir âlime,
Gidip dedi:
“Cevap ver benim şu suâlime.
Doksandokuz
kişiyi öldürmüş bir adamım.
Eğer tövbe edersem,
affeder mi Allahım?”
“Hayır etmez” deyince,
öldürdü onu dahî.
“Yüz” oldu böylelikle onun
öldürdükleri.
Gitti başka âlime, sordu
yine durumu:
“Yüz kişiyi öldürdüm,
tövbem kabûl olur mu?”
Dedi:
“Olur ve lâkin terk et sen bu diyârı.
Filân köye hicret et,
iyidir insanları.”
Tövbe edip, o köye
giderken fakat bu zât,
Ömrü nihâyet bulup, o
yolda etti vefât.
Azap melekleriyle, rahmet
melâikesi,
Rûhunu götürmeye, oraya
geldi hepsi.
Ve lâkin bir hususta
eylediler ihtilâf.
“Bu mevtâ bize âit”
diyordu iki taraf.
Hak teâlâ
buyurdu: “Tartışmayı bırakın!
Ölçün iki tarafı, nereye
daha yakın?”
İyi köye, “Bir karış”
yakın bulunca onu,
Rahmet melâikesi aldı onun
rûhunu.
Lâkin “Hâlis tövbe”nin
vardır ki işâreti,
Pişmânlık ateşiyle
kavrulur, yanar içi.
Ne kadar çok olursa
pişmânlığı kişinin,
Öyle çok tesir eder affa
kavuşmak için.
Günâhlar sebebiyle,
kalpteki “Siyah iz”ler,
Pişmânlık ateşiyle ancak
temizlenirler.
Resûlullah
buyurdu: “Tövbekârlarla otur.
Çünkü o kimselerin
kalpleri ince olur.”
Bir gönül, ne kadar çok
temiz ve safsa eğer,
O kişi, günâhlardan o
kadar nefret eder.
Vaktiyle bir Peygamber,
günâhkâr bir kişinin,
İsteğiyle, Allaha yalvardı
affı için.
Ona vahiy
geldi ki: “Yerde ve göktekiler,
O kulun affı içir şefâat
etse eğer,
Affetmem o kimsenin
günâhını ben aslâ.
Zîrâ pişmân olmuyor
günâhına ihlâsla.”
Günâhlar, ayrılsa da
"büyük-küçük" diyerek,
Günâhların hepsi de,
aslında “Büyük”tür pek.
Zîrâ
düşünmeli ki, “Günâh ile o insan,
Kime karşı gelmiştir, kime
etmiştir isyân?”
Mâdem ki Hâlık'ına isyân
etti o kimse,
Günâhın küçüğü de, "Büyük"tür
öyle ise.
|