|
01 - İMÂM-I GAZÂLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
ÇOK YAŞAMA ARZUSU
“İmâm-ı Gazâlî” ki,
âlim ve velî bir zât.
“Dünyâ hırsı” hakkında
şöyle eder nasîhat:
Çok yaşamak hırsının
sebepleri ikidir.
Biri “Dünyâ sevgisi”,
öteki “Câhillik”tir.
Birinci şöyledir ki, kim
severse "dünyâ"yı,
Bu sevgiden ötürü, istemez
ayrılmayı.
Ölüp ayrılanları görünce
de, bu sefer,
Hiç sevimli bulmayıp, "ölüm"den
nefret eder.
Uzaklaştırmak ister ölüm'ü
kendisinden.
Hatırlamak istemez, silmek
ister zihninden.
Onu unutmak için, dalar
yeme içmeye.
Verir hem kendisini oyun
ve eğlenceye.
İster ki, bu dünyâ'da çok
uzun yaşıyayım.
Didinip fazla para, fazla
eşyâ yığayım.
Hep bunları düşünür, hep
buna kafa yorar.
Dünyâlık ne görürse, elde
etmek arzular.
Hatırına gelse de “âhiret”
arada bir,
Der ki:
“Daha vakit var, o, sonra olabilir.”
Yaşı ilerledikçe, der ki o
bu sefer de:
“Sabret, âhiret için
çalışırsın ilerde.”
Az daha
yaşlanınca, der ki: “Henüz çok erken.
Şu işlerimi dahî bitireyim
ölmeden.
Çocuklarımı dahî iş sâhibi
yapayım.
Ve onları, kimseye muhtâç
bırakmıyayım.
Şu dünyâ işlerine vereyim
de nihâyet,
Daha sonra oturup, yaparım
hep ibâdet.”
Onları da
yapınca, der ki: “Kaldı bir işim.
Onu da yapayım da, rahat
etsin şu içim.
Sonra ben yığamazsam
yeterince mal, servet,
Yaptığım ibâdetten, alamam
tad ve lezzet.”
Bitirmeye bakarken lâkin o
bu işleri,
Bitenlerin yerine, eklenir
yenileri.
Âhiret işlerini tehir eder
durmadan.
Lâkin hiç kurtulamaz,
düştüğü bu bataktan.
Yarın, öbürgün derken,
nihâyet “Ölüm” gelir.
Hasret ve üzüntüyle
ayrılıp gidiverir.
Ekseri dolduranlar
Cehennemin içini,
Bu tehir edenlerdir hep
âhiret işini.
Nitekim
Resûlullah buyurdu ki: “Ey insan!
“Her neyi seversen sev,
ayrılacaksın ondan”.
Çok yaşamak arzusu, "Câhillik"ten
de gelir.
İlmi olmadığından,
gençliğine güvenir.
Bilmez ki bu ölenler,
değil sırf ihtiyarlar.
Çocukken ve genç yaşta
ölen nice insan var.
Çünkü ecel, tanımaz "genc"i
ve "ihtiyar"ı.
Hattâ genç ölenlerin daha
çoktur miktârı.
Sonra o zanneder ki,
ölmeden daha önce,
Bir hastalık gelir de
vefât eder öylece.
Halbuki niceleri vardır ki
ölenlerden,
Âniden ölmüşlerdir, bir
hastalık gelmeden.
Nitekim bir çokları
otururken, ayakta,
Yürürken, yemek yerken
ölüyor kimi hattâ.
Hastalık gelse dahî, ânî
gelir o da hep.
Bunları görmemeye, “Câhillik”tir
tek sebep.
O halde "ölüm" her
an, herkese gelebilir.
Âhiret işlerini etmemeli
hiç tehir.
“Güneş” gibi, dâima
tutmalı göz önünde.
Böyle yapan, kurtulur
yarın mahşer gününde.
|