|
01 - İMÂM-I GAZÂLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
SANA YAZIKLAR OLSUN!
Ey nefsim, kış gelmeden
odun kömür alırsın.
Kışın soğuklarına, böyle
hazırlanırsın.
Halbuki Cehennemde, “Zemherîr”
soğuğu var.
“Hiç” kalır buna
göre, dünyâ'daki soğuklar.
Tedbîr alıyorsun da, kış
için çok önceden,
"Âhiret"i, ne için
düşünmezsin ölmeden?
Yoksa sen, âhiret'e îmân
etmiyor musun?
Allahtan
kork ey nefsim, “Sana yazıklar olun!”
“Sonra tövbe ederim” diye
düşünüyorsan,
"Ölüm" ânî gelir
de, olursun sonra pişmân.
İstiğfâr edeceksen, bu
günden etmelisin.
Yarına bırakma ki, belki
ölebilirsin.
Bu ömrün kıymetini ne için
bilmiyorsun?
Biraz düşün ey nefsim, “Sana
yazıklar olsun!”
Zannetme ki, Allahı
kızdırıyor günâhın.
Azâbı, bu sebepten yapıyor
sanma sakın.
Seni yakacak olan o “Ateş”,
kendindedir.
Süflî şehvetlerinden
meydana gelmektedir.
İçindeki ateşle kendini
yakıyorsun.
Öyle ise ey nefsim, “Sana
yazıklar olsun!”
Dünyâ nîmetlerinden bir
gün ayrılacaksın.
Ve firâk ateşiyle, tutuşup
yanacaksın.
İstediğin şeyi sev, bir
gün elbet yok olur.
Ayrılık ateşi de, sevgin
kadar çok olur.
Sen bu hakîkatleri hiç mi
düşünmüyorsun?
Kendine gel ey nefsim, “Sana
yazıklar olsun!”
Niçin sarılıyorsun dünyâ
mâl-ü mülküne?
Bu dünyâ'nın tamâmı senin
olsa, hükmü ne?
Zîrâ buna, Rabbimiz, “Sinek
kanadı” kadar,
Bir kıymet vermiyor ki,
öyleyse neye yarar?
Hani zenginliğiyle mağrur
“Kârun” ve “Hâmân”?
Şimdi acep onları var mı
hiç hatırlıyan?
Halbuki bu dünyâ'dan,
nasîbin azdır senin.
Onlar da azalmakta,
bozulmakta gün be gün.
Bunlar için Cenneti fedâ
mı ediyorsun?
Biraz utan ey nefsim, “Sana
yazıklar olsun!”
“Müslümânım”
diyorsun, bilmiyorsun dînini.
Öğrenmedin namâzın
farzını, sünnetini.
Ahlâkın iyi değil ve kötü
huyların var.
Günâhların “Dağ”
gibi, etmiyorsun istiğfâr.
Çocuğunu döversin,
hanımını üzersin.
Bunların haklarını, bilmem
nasıl ödersin?
Bak, önünde "ölüm"
var, "âhiret" var, "hesap" var.
İnsanları bekliyor
Cehennemde azaplar.
Artık bırak gafleti, yoksa
pişmân olursun.
Allahtan
kork ey nefsim, “Sana yazıklar olsun!”
|