|
01 - İMÂM-I GAZÂLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
NEFSE CEZÂ VERMEK
İmâm buyuruyor ki “Kimyâ-yı
seâdet” te:
(Nefse, cezâ vermeli her
günâhta elbette.
Hiç affetmemelidir onun
bir hatâsını.
Her günâh işledikte,
vermeli cezâsını.
Eğer göz yumulursa, daha
azar, şımarır.
Önüne geçilemez tehlikeli
hal alır.
Meselâ haram yerse, aç
bırakmalı biraz.
Harama baktı ise, mubâha
baktırılmaz.
Biri, cünüb olmuştu
rüyâsında bir gece.
Ve lâkin tembellikten,
gusl etmedi hemence.
Çünkü nefsi
dedi ki: “Hava soğuk bu vakit.
Sabret, sabah olsun da, o
zaman hamama git.”
Nefsi, bu vesveseyi
verince kendisine,
Fırladı yatağından inâd
için nefsine.
Gusledip, hem nefsine cezâ
olsun diyerek,
İbâdetle geçirdi geceyi
sabaha dek.
Ve dedi ki:
“Rabbinin emrettiği bir işte,
Gevşek davranan nefsin
cezâsı budur işte.”
"Ebû Talha" vardı
ki sahâbe-i kirâmdan,
Namâz kılıyor idi bağ
içinde bir zaman.
O ara, güzel bir "Kuş"
gelip kondu yanına.
Kaç rekât kıldığını
şaşırdı bakıp ona.
O da, kendi
kendine dedi ki: “Bak ey nefsim!
Benim dünyâ malında, aslâ
yok bir hevesim.
Rabbimin huzûrunda ederken
Ona tâat,
Ondan gayri bir şeye
edilir mi iltifât?
Mâdem ki düşüyorsun sen
böyle bir hatâya,
Ben de tasadduk ettim bu
bağı fukarâya.”
Biri de anlatır ki:
Babamız uyuyordu.
O sırada birisi, geldi ve
onu sordu.
Ben de, “Babam uyuyor”
deyince o kimseye,
“Bu zaman uyunur mu?”
deyip döndü geriye.
Merak edip, ardından
gidince onun biraz,
Baktım, kendi
kendine diyor ki: “Ey boşboğaz!
Nene gerek, gayrinin işine
karışırsın.
Niçin bir başkasının
hâliyle uğraşırsın?
Eğer uygun değilse akşama
yakın yatmak,
Zararı ona olur, sana ne
behey ahmak!
Bu günden îtibâren bir
sene müddet ile,
Her gecen, uyumadan
geçecek ibâdetle.”
"Temîm-i Dârî"
vardı, sahâbedendi o da.
Bir akşam namâzını,
kaçırmıştı uykuda.
Uyanıp, çok üzüldü ve dedi
ki nefsine:
“Sana, cezâ olarak uyku
yok tam bir sene.”
Yine "Mecmâ" adında
bir kimse vardı ki hem,
Bir gün, bir pencerede
kadın gördü nâmahrem.
O andan îtibâren ahd etti
ki o dahî:
“Artık bakmıyacağım
yukarıya vallahi.”
|