|
01 - İMÂM-I GAZÂLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
NEFSİ KONTROL ETMEK
"Nefs"i, her an
kontrol altında tutmalıdır.
Ondan bir lâhza bile,
gâfil olmamalıdır.
Eğer bırakılırsa nefis
kendi hâline,
Acele dönmek ister, kendi
şehvetlerine.
Tenhâda da günâhtan
kaçmalı ki muhakkak,
Herşeyi
görüyor ve biliyor cenâbı Hak.
İnsanların, sâdece dışını
görürüz biz.
Lâkin içlerini de görür
elbet Rabbimiz.
Buna, kat'î olarak
inanırsa bir kişi,
Edebli,
düzgün olur her niyeti ve işi.
Zâten inanmıyanın, îmânı
yok demektir.
İnanarak isyân da, ne
büyük bir cürettir.
Zîrâ cenâb-ı
Allah buyurur ki: “Ey insan!
Bilmiyor musun, seni,
görüyorum her zaman.”
Biri,
Resûlullaha dedi: (Çoktur günâhım.
Şimdi tövbe edersem,
affeder mi Allahım?)
“Affeder”
buyurunca, dedi: (Yâ Resûlallah!
Ben onları işlerken,
görüyor muydu Allah?)
“Görüyordu” deyince, bir “Eyvâh”
dedi o an.
Ve yıkılıp can verdi,
budur hayâ ve îmân.
Hadîste buyurdu ki yine
Peygamberimiz:
(Allahı görür gibi ibâdet
eyleyiniz.
Siz görmüyorsanız da,
görmektedir O sizi.
Sizden iyi biliyor, O
sizin içinizi.)
Allahın gördüğüne inanan
bir müslümân,
Aslâ yapabilir mi O'na
günâh ve isyân?
Büyüklerden birisi,
talebesi içinden,
Birini, daha fazla severdi
cümlesinden.
Diğer talebeleri, buna
üzülürlerdi.
“Niçin onu daha çok
seviyor ki?” derlerdi.
Üstâdları,
onların böyle düşündüğünü,
Anlayıp, herbirine bir “Kuş”
verdi bir günü.
Dedi ki:
(Bu kuşları, alın şimdi hepiniz.
Kimsenin görmediği yerde
kesip geliniz.)
Gidip, tenhâ bir yerde
kesip geldi herbiri.
Lâkin o, hiç kesmeden
getirdi kuşu geri.
Hemen suâl etti ki hoca o
talebeye:
(Sen ne için kesmeden alıp
geldin geriye?)
Dedi ki: (Bulamadım
öyle tenhâ bir yeri.
Zîrâ cenâb-ı Allah,
görüyor her yerleri.)
Diğer talebeleri duyunca
bunu ondan,
Onun üstünlüğünü anladılar
o zaman.
Cüneyd-i
Bağdâdî'ye, bir genç gelip bir ara,
Dedi: (Çok
bakıyorum kadınlara, kızlara.
Hiç koruyamıyorum gözümü
nâmahremden.
Ne ile kurtulurum acabâ
ben bu halden?)
Buyurdu: (Sen
onları görmenden daha fazla,
Düşün ki, seni her an
görüyor Hak teâlâ.)
|