ŞİİRLERLE MENKIBELER

BÜYÜK İMÂMLAR

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - İMÂM-I GAZÂLÎ (Rahmetullahi Aleyh)

İŞE GİDERKEN NİYET

 

İmâm-ı Gazâlî'nin, “Kimyâ-yı seâdet” nâm,

Kitâbında, şunları buyurur yüce "İmâm":

 

(Dünyâ ticâretini yaparken dikkat et ki,

Zarara uğramasın âhiret ticâreti.

 

Sabah evden çıkarken, niyet et: “Yâ ilâhî!

Rızkımı temin için gidiyorum ben dahî.

 

Helâl götürmek için çocuğuma, eşime,

Senin emrine uyup, gidiyorum işime.”

 

Çalışırken, dîne de edersen tam riâyet,

Yaptığın dünyâ işi, olur ayrı ibâdet.

 

Düşün ki, senin gibi binlerce kimse, şu an,

Senin fâiden için çalışıyor durmadan.

 

Eğer "çiftçi" olmasa, "fırıncı" çalışmasa,

İnsanlar ne yiyecek her gün ekmek çıkmasa?

 

Dokumacı, demirci, manav, kasap ve berber,

Düşün ki, senin için hep hizmet etmekteler.

 

Eğer onlar olmasa, rahat yaşıyamazsın.

Öyleyse sen bunların herbirine muhtâçsın.

 

Mâdem ki, senin için çalışır bunca insan,

Sen de çalış, boş durma, vaktini etme ziyân.

 

İnsanlar bir "Yolcu"dur, aynı yere giderler.

Yolcular, birbirine yardım etmelidirler.

 

İşte böyle düşünüp, çalışır her müslümân.

Gayrinin zararını istemez hiçbir zaman.

 

Herkese fâideli olmaya eder gayret.

Bilir ki böyle yapmak, sayılır bir ibâdet.

 

Hem dünyâ işlerini yaparken bir müslümân,

Beş vakit "Namâzı"nı kaçırmaz hiçbir zaman.

 

Zîrâ Allah buyurur: “Mal ve çocuklar, sakın,

Rabbinizi anmaktan sizi alıkoymasın.”

 

Önceki müslümânlar, çok titizlerdi bunda.

Câmiye koşarlardı ezân okunduğunda.

 

Demirciler” vardı ki, döverken demirleri,

Ezânı işitseydi, bırakırdı dövmeyi.

 

Çekici havadaysa, vurmazdı onu daha.

Yerde ise kaldırmaz, koşarlardı namâza.

 

Terziler” var idi ki, soktuğunda iğneyi,

Ezânı işitseydi, çekmezdi onu geri.

 

Yâni ne halde ise, kalırlardı o halde.

Îtinâ ederlerdi "Namâz"a fevkalâde.

 

Çünkü bilirlerdi ki, herkese “Farzdır” namâz.

O vakitte, namâzdan daha mühim iş olmaz.

 

"Âhiret işleri"ne verince böyle kıymet,

Allah dahî, onlara verirdi çok bereket.

 

Halbuki ehemmiyet vermeselerdi dîne,

Kazançları daha çok olmazdı elbet yine.

 

Üstelik de Allaha olurlardı isyânkâr.

Çok kazansalardı da, neye yarar öyle kâr?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan