|
01 - İMÂM-I GAZÂLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
VEFÂTI
“Mustafâ Bekrî”
diye, bir seyyid var idi ki,
Mescid-i
Nebevî'nin temizleyicisiydi.
Bu zât anlatıyor ki: Her
gece, hemen hemen,
"Resûl-i kibriyâ"yı
rüyâda görürdüm ben.
Tebessüm buyururdu her
gece gördüğümde.
“Hizmetten memnun” diye,
seviniyordum ben de.
Fakat gördüm bir gece,
ağlardı Resûlullah.
Onu öyle
görünce, üzülüp dedim: “Eyvâh!
Yoksa bir hizmetimde,
kusûr mu oldu vâki?
Acep hangi hizmette, ne
gibi hatâm var ki?”
O zaman Resûlullah dönüp
benden tarafa,
Buyurdu ki:
(Kusûrun olmadı ey Mustafâ!
İsmi, benim ismimden,
mübârek, âlim bir zât,
Vefât etti, işte ben
ağlarım ona bizzât.)
Sonradan öğrendik ki
oradan gelenlerden,
"İmâm-ı Gazâlî"ymiş
o zaman vefât eden.
Binyüzonbir
senesi, Cemâzil evvelinde,
Ondördüne
rastlıyan Pazartesi gününde,
Gece, sabaha kadar zikir,
fikir, ibâdet,
Yaparak, Kur'ânı da eyledi
çok tilâvet.
Sabah vakti olunca,
tâzeledi abdesti.
Sonra yakınlarından
kefenini istedi.
Öpüp başına koydu, sonra
sürdü yüzüne.
Dedi ki: (Yâ ilâhî,
emrin baş göz üstüne.)
Sonra da, odasına girdi
yalnız olarak.
Bir daha çıkmayınca, ehli
çok etti merak.
Kapısını açıp da, girdiler
ki odaya,
Kavuşmuş büyük "İmâm",
Allahü teâlâya.
Baş ucunda, yazılı bir
kâğıt vardı ancak.
Ona, şu beyitleri yazmıştı
son olarak:
“Ey beni ölmüş görüp,
ağlayan ehli beytim!
Şunu iyi bilin ki,
gerçekten ben ölmedim.
Öldü zannedersiniz siz
beni şimdi, fakat,
Benim için, şu anda
başladı asıl hayât.
Bir "Fâtiha" okuyun rûhuma
bu arada.
Ben gittim, biliniz ki,
siz varsınız sırada."
"İmâm-ı Gazâlî"yi,
vasiyyeti üzere,
Şeyh “Ebû Bekr-i Nessâc”
koymuş idi kabire.
Mezardan çıktığında, gördü
ki o ahâli,
Yüzü, "Kül" gibi
olmuş değişmiş, onun hâli.
"N’oldu?" diye
sorunca kendisine insanlar,
Dedi ki: (Çok mübârek bir
şey gördüm âşikâr.
Ben, İmâm’ın nâşını
koyduğumda mezara,
Çok nûrlu bir “Sağ el”i
görüverdim o ara.
Gâibden
denildi ki: “Bu mübârek İmâmın,
Elini, eline koy Seyyid-ül
Enbiyâ'nın.”
Bunu gördüm gözümle,
işittim kulağımla.
Sonsuz rahmet eylesin "İmâm"a
Hak teâlâ.)
|