|
01 - İMÂM-I GAZÂLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
ÂHİRET SULTANLIĞINI ARA
“Sultân Sencer”
vardı ki, “Gazâlî” zamanında,
Altmış sene kalmıştı,
pâdişâhlık tahtında.
Dînine bağlı olup, severdi
âlimleri.
Kendi de, ilim ile
uğraşırdı ekseri.
"İmâm-ı Gazâlî"yi,
birçok çekemiyenler,
Onu, Sultân Sencer'e
şikâyet eylediler.
O dahî, haber salıp, "İmâm"a,
birisiyle,
Görüşmek isteğini bildirdi
kendisiyle.
Lâkin o, bu dâvete icâbet
etmiyerek,
Mâzeret beyân etti, bir
mektup göndererek.
Sultâna, o mektupta yazdı
ki: (Cenâbı Hak,
Seni, iyi işlerde eylesin
hep muvaffak.
İhsân etsin sana hem,
âhiret sultânlığı.
Ki, "Hiç"tir ona
göre dünyâ pâdişâhlığı.
Bu dünyâ saltanatı,
geçicidir, fânîdir.
O da, birkaç seneden daha
fazla değildir.
Hem sonra, bu "Dünyâ"nın
var mıdır ki kıymeti,
Sultânlığının dahî olsun
ehemmiyyeti?
İnsan, sâhip olsa da bütün
dünyâ mülküne,
Onunla öğünmeye değer mi
dünyâ yine.
Öyleyse gönül verme, sen
bu “Dâr-ül gurûr”a.
Ebedî sultânlığa gönül
ver, onu ara.
Bu seâdete ermek, çok güç
ise de, lâkin,
Sana göre kolaydır sultân
olduğun için.
Hadîste
buyuruldu: “Bir günlük bir adâlet,
Altmış yıllık tâatten
üstündür daha elbet”.
Herkesin, “Altmış yılda”
kazanacağı şeyi,
Bahşetti Allah sana, “Bir
günde” kesb etmeyi.
Dünyâ'nın kötülüğü, açık
ve ortadadır.
Ondan daha ortada ve
âşikâr ne vardır?
Şimdi çağırırsınız beni
sarayınıza.
Lâkin arz edeyim ki hâlimi
zâtınıza,
Ben, "Elliüç sene"lik bir
ömür sürdüm ki tam,
Bunun da “Kırk”
senesi, ilimle geçti tamam.
Sonra ben, "Melikşâh"ın
yanında, yirmi sene,
Bulundum ve gâyetle
yakındım kendisine.
Çok ilgi ve iltifât gördüm
kendilerinden.
Görmediğim kalmadı dünyâ
nîmetlerinden.
Fakat şimdi hepsini, terk
ettim seve seve.
Ahdim var, “Sultânların
yanına gitmemeye”.
Kabûl edilir ise eğer bu
mâzeretim,
Lütfetmiş olursunuz,
bozulmaz eski ahdim.
Kabûl olunmazsa da,
sizindir emir, fermân.
Geleyim yanınıza, bu ahdi
bozup hemân.)
Sultân cevap
yazdı ki: (Olmazsa size zahmet,
Teşrîfiniz, nîmet ve
şereftir bize elbet.)
|