|
01 - İMÂM-I GAZÂLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
RÜYÂDAKİ SOPA
Bir imâm var idi ki “Ebül
Hasen” adında,
Hatırı sayılır bir
kimseydi zamanında.
İmâm-ı Gazâlî'nin, "İhyâ-yı
ulûm"unu,
Bir gün biraz okuyup,
beğenmedi pek onu.
Zîrâ kendine göre,
"yanlış" vardı içinde.
Yakmayı tasarladı,
bunların hepsini de.
O kitaptan ne kadar varsa
o mahallede,
Söyledi ki: “Toplansın
cümlesi bir mahalde.”
Aynı gün, hânelerden
kitaplar toplanıldı.
Ve bir Cumâ gününde, bir
mahalde yığıldı.
Ertesi gün, hepsini
yakacaklardı ki tam,
O gece yattığında, rüyâ
gördü o imâm.
Hem namâz kıldırdığı
câmiinden içeri,
Girince, gördü birden "hazreti
Peygamber"i.
"Hazreti Ebû Bekir"
ve "hazreti Ömer" de,
Resûl'ün huzûrunda
otururlardı yerde.
"İmâm-ı Gazâlî" de ayakta
duruyordu.
Ve "İhyâ-yı ulûm"u
elinde tutuyordu.
Onu, Resûlullaha
göstererek uzaktan,
Dedi:
(Yâ Resûlallah, dâvâcıyım şu zâttan.
Zîrâ yakmak istiyor benim
şu kitâbımı.
Güyâ bulmuş içinde, bir
kusûr ve hatâmı.
Siz de tetkîk buyurun bu
kitâbı Efendim.
Eğer hatâ var ise,
dâvâmdan vaz geçeyim.
Yoksa, niçin yakacak o
benim kitâbımı?
O zaman bu adamdan, alın
benim hakkımı.)
Resûlullah, kitâbı, baştan
tâ sona kadar,
Mütâla'a
buyurup, sonunda verdi karar.
Buyurdu ki:
(Vallahi, bu, çok güzel kitaptır.
Hepsi doğru ve iyi, hatâ
yok tek bir satır.)
Sonra da uzatarak Ebû Bekr
ve Ömer’e,
Buyurdu ki: (Siz
dahî, tetkîk edin bir kere.)
Onlar da inceleyip, o
İhyâ-yı ulûmu,
Ve tasdîk ettiler ki:
“Doğrudur bil-umûmu.”
O zaman
Resûlullah buyurdu: (Öyle ise,
Soyun şu kimseyi de,
kalmasın üst elbise.
İftirâ edenlere
vuruluyorsa nasıl,
Buna dahî vurun ki, cezâsı
budur asıl.)
Bu emir gereğince, hemen "Ebül
Hasen"i,
Getirip, çıkardılar önce
elbisesini.
Resûl'ün emri ile,
başladılar vurmaya.
Lâkin beşincisinde, "Sıddîk"
girdi araya.
Dedi: (Yâ Resûlallah,
affedin bu kişiyi.
Zîrâ yanıldığından yapmış
idi bu işi.)
İmâm-ı Gazâlî'ye sordu
Resûl-i zîşân.
O dahî arz
etti ki: (Affettim ben de şu an.)
Uyandı Ebül Hasen, sabah
kan ter içinde.
Ve hemen tövbe etti, bunun
netîcesinde.
|