|
01 - İMÂM-I GAZÂLÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
BİN ADET KİTAP YAZDI
Bağdat’ta, baş müderris
idi hem bu büyük zât.
Bir ara istedi ki, eylesin
terk-i Bağdat.
Düşündü ki: “Bu kadar
ilimler tahsîl ettim.
Lâkin bilmiyorum ki, hâlis
midir niyetim?
"Allah için"
değilse edindiğim ilimler,
Sonunda, helâkime sebep
olabilirler.
Niyetimde az dahî, "Dünyâ
hırsı" ve "Şöhret",
Var ise, benim için olur
bu bir felâket”
Bu türlü düşünceler
geldiğinde içine,
Ders verirdi tam “Üçyüz”
ilim talebesine.
"İmâm"ın düşüncesi,
sezilince Bağdat’ta,
Buna mâni oldular,
eşrâftan çok zevât da.
Bütün devlet erkânı,
talebe ve cümle halk,
Dediler ki: (Gitmeyin
bizleri bırakarak.)
Lâkin o, kararlıydı gitmek
için büsbütün.
Haccı bahâne edip,
Bağdat’tan çıktı bir gün.
Onbir
sene sürünce bu inzivâ hayâtı,
Tamamlandı nihâyet, mânevî
kemâlâtı.
Zâhirî ilimlerde eşsiz
iken, bu sefer,
"Tasavvuf" yolunda
da, aldı çok mesâfeler.
Hem zâhir, hem bâtında “Kâmil”
oldu nihâyet.
Sonra, memleketine eyledi
artık avdet.
Zîrâ feyiz aldığı gönül
ehli kişiler,
Kendisine, bu yolu işâret
eylediler.
Dediler ki:
(Uzlette, kendine fayda vardır.
Lâkin ilim neşrinde, fâide
umûmadır.
Kendini düşünenden, zîrâ
bizim dînimiz,
Gayriyi düşüneni, tutar
üstün ve azîz.)
O da, bu nasîhati candan
kabûl ederek,
Döndü ilim neşrine, uzleti
terk ederek.
Yaşı “Elli” olmuştu
geriye döndüğünde.
Artık Tus’da geçirdi,
bakiye ömrünü de.
Vefât edene kadar,
durmadan çalışarak,
“Bin kitap” te'lif
etti, hiç durmadan yazarak.
Yazdığı kitapların sayfa
yekûnu, eğer,
Ömrüne bölünürse, "Onsekiz
sayfa" eder.
“İhyâ-i ulûm” ile,
bir “Kimyâ-yı seâdet”,
İlmini göstermeye, eder
yalnız kifâyet.
Ve hattâ bu mevzûda
demiştir ki âlimler:
“Sırf İhyâ-yı ulûmu, bir
gayri müslim, eğer,
Severek çevirirse,
sayfalarını bir bir,
Onun bereketiyle, îmânla
şereflenir."
Dokuzyüz
ellidokuz mîlâdî senesinde,
Vukûa gelmiş idi, bunun
tecrübesi de.
Dört alman ordinaryüs
profesör, o zaman,
"İmâm-ı Gazâlî"nin
alıp kitaplarından,
Okumak sûretiyle, "Nûr"
dolup kalplerine,
Dördü de girmişlerdi,
hemen islâm dînine.
|