|
74 - VELÎD BİN VELÎD
(Radıyallahü Anh)
AYAKLARI PARÇALANDI
"Bedir"de,
esîrlerden var idi ki bir kişi,
O, "Hâlid bin
Velîd"’in oluyordu kardeşi.
Gerçi o
vakitlerde, "Hâlid ibni Velîd" de,
Henüz
erememişti îmân ile tevhîde.
İşte "Hâlid
bin Velîd", kardeşi bu "Velîd"i,
Kurtarmak
gâyesiyle Medîne’ye geldiydi.
Lâkin ondan,
"kurtuluş fidyesi" istediler.
(Onu
ödemedikçe bırakmayız) dediler.
Hâlid, bu
istenilen fidyeyi verdi hemen.
Ve kardeşini
alıp, çıktılar Medîne’den.
Mekkeye
varmak için, yürüdüler ileri.
Ve lâkin az
gidince, kardeşi döndü geri.
Ve doğruca
gelerek Peygamber-i zîşâna,
"Şehâdet"i
getirip o gün geldi îmâna.
Tekrardan
yola çıkıp, Mekkeye vâsıl oldu.
Onu, Hâlid
bin Velîd görünce şöyle sordu:
(Müslümân
olacaktın ey Velîd mâdem ki sen,
Bâri önce
olsaydın, fidyeyi ödemeden.)
Dedi ki:
(Kureyşliler derlerdi ki o vakit,
"Esâretten
korktu da, müslümân oldu Velîd".)
Hâlid
sinirlenerek o zaman kardeşine,
Hapsetti onu
hemen bir hücrenin içine.
O hücrede, "İyâş"
ve "Seleme" adlarında,
İki müslümân
daha kalırdı aynı anda.
Bir fırsatını
bulup, “Velîd” kaçtı o yerden.
Yine
Resûlullahın yanına vardı hemen.
Resûlullah, "İyâş"
ve "Seleme"yi sordular.
Dedi: (Onlar,
şiddetli işkence çekiyorlar.)
Resûlullah
üzülüp, buyurdu ki eshâba:
(Bu
iki müslümânı kim kurtarır acabâ?)
“Velîd” öne
atılıp, dedi ki: (Ben gideyim.
Size, o
ikisini kurtarıp getireyim.)
Tekrar geldi
Mekkeye ve gizledi kendini.
Sonra o
mü’minlerin öğrendi yerlerini.
Tavansız bir
odada, hapislerdi o vakit.
Düşündü: “Bu
iş için, gece daha müsâit.”
Ölümü göze
alıp, gece olunca, hemen,
Duvardan
içeriye atladı ses etmeden.
İplerini
çözerek, bindirdi devesine.
Devenin
yularını aldı kendi eline.
Resûle varmak
için, yaya ve yalın ayak,
Gizlice düştü
yola, Mekke’den ayrılarak.
Çöllerin
kavurucu sıcağında, böylece,
Yalın ayak ve
yaya, gitti üç gün, üç gece.
Lâkin çöl
sıcağına hiç de aldırmıyordu.
Onu, Resûl'ün
aşkı, firâkı yakıyordu.
Bu yolda
ayakları parçalanıp be gâyet,
Gelip
Resûlullaha kavuştu en nihâyet.
|