|
71 - HABBÂB BİN ERET
(Radıyallahü Anh)
DEMİRDEN GÖMLEK
“Habbâb
ibni Eret” de, ilk îmân edenlerden.
Çok eziyet
görürdü o dahî kâfirlerden.
“Ümmü Emmâr”
adında birinin kölesiydi.
Bu kadın
müşrik olup, onun efendisiydi.
Kimsesiz
olduğundan hem de “Habbâb bin Eret”,
Müşrikler,
kendisine yapardı çok eziyyet.
Soyup
elbisesinden kâfirler bâzan onu,
Dikenle
tararlardı, mübârek vücûdunu.
Bâzan "demirden
gömlek" ona giydirirlerdi.
Güneşte, uzun
zaman öyle bekletirlerdi.
Bâzan yassı
taşları, güneşte kızdırarak,
Ve çıplak
vücûduna kuvvetle bastırarak,
Derlerdi ki:
(Dîninden dön acele ey Habbâb!
Sırf bizim
putlarımız Lât ile Uzzâ’ya tap.)
O ise, “Lâ
ilâhe illallah” deyip her an,
Hiç tâviz
vermez idi dîninden îmânından.
Müşrikler,
onun için bir gün ateş yaktılar.
Çıplak, sırtı
üzeri ateşe yatırdılar.
O derdi ki: (Yâ
Rabbî, görüyorsun hâlimi.
Kâfirler
tarafına kaydırma sen kalbimi.)
Gündüzleri bu
minvâl ezâ gören bu "Habbâb",
Gece,
efendisinden görürdü ayrı azâb.
O dahî, bir
demiri ateşte kızdırarak,
Dağlardı onu
her gün, başına bastırarak.
Bir gün "Hazret-i
Habbâb", Sevgili Peygambere,
Bu acıklı
hâlini arz eyledi bir kere.
Gösterip
başındaki yanık izlerini hep,
Müstecâb
duâsını eyledi Ondan talep.
Resûl, çok
üzülerek çektiği bu azâba,
Dedi ki: (Yâ
ilâhî, yardım eyle Habbâb’a!)
Ânında kabûl
oldu Onun bu temennîsi.
Bir derde
yakalandı onun o efendisi.
Müşrikin
habîs başı, şiddetle ağrıyordu.
Bunun
ızdırâbıyla inleyip ağlıyordu.
Çâre
bulamadılar bu başının derdine.
Nihâyet bir
tânesi dedi ki kendisine:
(Ateşte
kızdırarak bir demir parçasını,
Her gün
dağlatacaksın o demirle başını.)
Çâresizlik
içinde, "Habbâb"ı çağırarak,
Dedi: (Dağla
başımı bir demir kızdırarak.)
Artık o, bir
demiri her gün kızdırıyordu.
O kâfirin
başına bastırıp dağlıyordu.
Bir gün de,
bu sahâbî gitti “Âs bin Vâil”e.
Ondan,
alacağını istedi ricâ ile.
O ise müşrik
olup, şöyle dedi kininden:
(Vermem
alacağını dönmez isen dîninden.)
Dedi:
(Ben hayatta ve öldükten sonra dahî,
Bu din
üzerindeyim, vazgeçemem Vallahi.)
|