ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

68 - MÛAZ BİN CEBEL (Radıyallahü Anh)

GÜNÂHTAN SAKIN!

 

Muâz ibni Cebel” ki, büyük sahâbedendi.

Hem dahî "İlm-i fıkh"ı, iyi bilenlerdendi.

 

On sekiz yaşındayken, girdi islâm dînine.

Ve candan âşık oldu Hüdânın Habîbine.

 

Nasîhat istemişti bir gün Resûlullahtan.

Buyurdu ki: (Yâ Muâz, çok sakın her günâhtan.

 

Allahı görür gibi, yap her ibâdetini.

Mâlâyâni sözleri terk eyle, tut dilini.

 

Herkese, kıyâmette sorulur şu dört şeyden:

Birincisi, ömrünü nerde tükettiğinden.

 

İkincisi, nerede harcadı gençliğini?

Üçüncüsü, ilmiyle ne amel ettiğini.

 

Dördüncüsü, malını nerden kazandı acep?

Ve bunu, nerelere ve nasıl harcadı hep?)

 

"Muâz ibni Cebel"den nasîhat istediler.

Buyurdu: (Muhakkak ki öleceksiniz sizler.

 

Dünyâdaki rızkınız, arayıp bulur sizi.

Siz bunu düşünüp de yormayın zihninizi.

 

Zîrâ Allah kefildir, her kişinin rızkına.

Biraz gayret etmekle, kavuşursunuz ona.

 

Ve lâkin âhirette nîmete konmak için,

Çok çalışmak gerekir, içyüzü budur işin.

 

Ey insanlar, Cennete girseniz de âkıbet,

Üzüntü olmasa da, pişmanlık vardır elbet.

 

Dersiniz: “Bir kez daha, keşke Allah deseydim.

Ve keşke, daha fazla ibâdet eyleseydim.”

 

Ey insanlar, bilin ki, birgün biter ömrünüz.

Hem de Hak teâlâya olur bu dönüşünüz.

 

Vardığınız o yerde, iki yer vardır ki hem,

Biri ebedî "Cennet", biri sonsuz "Cehennem".

 

İkisinden birinde kalırsınız siz ancak.

Zîrâ yoktur başka yer ebedî kalınacak.)

 

Buyurdu: (Bilseniz de islâmı ince ince,

Olmaz hiçbir faydası, amel eylemeyince.

 

Üstelik vebâl olur, mahşerde o ilminiz.

Zîrâ “Ben bilmiyordum” deyip geçemezsiniz.)

 

Oğluna buyurdu ki: (Ölümü fazla yâd et.

Her namâzı, “Son namâz” kılar gibi edâ et.

 

Bir vaktini kılınca, şöyle söyle kendine:

“Belki de yetişemem öbür namâz vaktine.”

 

Ey oğlum, sâhip isen iyi bir arkadaşa,

Sev onu canın gibi, hiç etme münâkaşa.

 

Ortak ol kardeşinin her dert ve sevincine.

O seni gördüğünde, neş'e gelsin içine.)

 

Buyurdu ki: (Muhakkak gelecek eceliniz.

Bir şey "Muhakkak" ise, onu "Oldu" biliniz.

 

Mü’min, Sırat üstünden geçmeden güler mi hiç?

Îmân ile ölmeden, olmaz hiç neş'e, sevinç.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan