|
66
- MUS'AB BİN UMEYR
(Radıyallahü Anh)
YÂ MUS’AB, İLERİ!
Müşriklerden
dört kişi, Allahın Resûlü'nü,
Öldürmek
husûsunda ahdetti "Uhud" günü.
Peygamber-i
zîşânın etrâfında, eshâbtan,
Sâdece birkaç
kişi bulunurdu o zaman.
Önünde,
sancaktârı "Mus’ab bin Umeyr" vardı.
Resûl'ün
beyaz renkli sancağını tutardı.
Ayrıca,
üzerine giyindiği zırhlardan,
Mus’ab, "Resûlullah"a
çok benzerdi o zaman.
Sağ eliyle,
mübârek sancağı tutuyordu.
Sol eliyle,
düşmana kılıç savuruyordu.
“İbni Kamî'a”
adlı bir müşrik de, o ara,
Geldi atlı
olarak, hem bürünmüş zırhlara.
Maksadı,
öldürmekti Server-i kâinâtı.
Bu yüzden Ona
doğru sür'atle sürdü atı.
“Hazret-i
Mus’ab” ile “Nesîbe Hâtun”, o an,
Korurlardı
Resûl'ü onun hücûmlarından.
Kılıçlarını
çekip, saldırdılar kâfire.
İkisi iki
yandan kılıç vurdu habire.
Lâkin zırhtan
ötürü, hiç tesir etmiyordu.
Kâfir,
Resûlullahı öldürmek istiyordu.
"Hazret-i
Nesîbe"ye bir kılıç vurdu birden.
Omuzu
parçalandı o darbe tesirinden.
Yürüdü daha
sonra “Mus’ab”ın üzerine.
İndirdi
kılıcını sancak tutan eline.
Eli kopup,
sancağı öbür eline aldı.
Yine islâm
sancağı, havada dalgalandı.
Lâkin İbni
Kamî'a, saldırıp ona yine,
Kılıcını, bu
sefer indirdi sol eline.
Her iki eli
dahî kesilmişti "Mus’ab"ın.
Yine de
düşürmedi sancağını islâmın.
Kâfir, mızrak
sapladı “Mus’ab”a bu sefer de.
O zaman yere
düşüp, şehîd oldu o yerde.
Mus’abın
sûretine girip hemen bir "melek",
Yükseltti o
sancağı yere düşürmiyerek.
Onu böyle
görünce Allahın Peygamberi,
Buyurdu ki: (Yâ
Mus’ab, yürü daha ileri!)
Melek,
Resûlullaha arz etti ki cevâben:
(Ey Allahın
Resûlü, o Mus’ab değilim ben.)
O böyle arz
edince Resûl-i kibriyâya,
Resûl verdi
sancağı Aliyyül Mürtezâya.
“Mus’ab”,
Resûlullaha fazla benzediğinden,
Onu
öldürdüğünü zannetti kâfir birden.
Acele
müşriklerin arasına giderek,
(Muhammed’i
öldürdüm!) dedi böbürlenerek.
Kâfirler, bu
habere pek sevinip, şaştılar.
Bu sevinçle
kudurup, daha azgınlaştılar.
Hâdisenin
aslını bilmiyen mü’minler de,
Düştüler çok
büyük bir üzüntüye ve derde.
|