|
66
- MUS'AB BİN UMEYR
(Radıyallahü Anh)
GÜLER YÜZ, TATLI DİL
Dîni öğretmek
için Medîneli mü’minler,
Hazret-i
Peygamberden “Muallim” istediler.
İşte bu
maksat ile Allahın Peygamberi,
Gönderdi
Medîneye "Mus’ab ibni Umeyr"i.
O, bir evi
kendine, edinip bir "merkez üs",
İslâmı yaymak
için çalıştı gece gündüz.
Müsâit
kimseleri o eve getirerek,
İslâmı
bildirirdi, güler yüz göstererek.
Bir reîsi
vardı ki, o zaman kabîlenin,
Îmân ile
müşerref olmamıştı o hemîn.
Bu, "Sa’d bin
Muâz" ki, vâkıf oldu bu işe.
Mâni olmak
istedi bu hayırlı gidişe.
Lâkin ev
sâhibiyle akrabâ olduğundan,
Bir şey
diyemiyordu kendisine doğrudan.
Bu maksatla
dedi ki Üseyyid bin Hudayr’e:
(Mâni
ol git şu evde, Mus’ab bin Umeyr’e.
Mekkeden,
şehrimize ne için gelmiş o zât?
Onu görüp,
hâline vâkıf ol gidip bizzât.)
Üseyyid,
mızrağını alarak çıktı evden.
"Mus’ab"ın
bulunduğu o eve vardı hemen.
Konuşmaya
başladı girer girmez hiddetle.
Dedi ki:
(Niçin geldin buraya, ne niyetle?
Yalan şeyler
söyleyip, halkı aldatıyorsun.
Bilinmiyen
bir dîne onları sokuyorsun.
Olmak
istemiyorsan eğer ki hayâtından,
Acele ayrılıp
git bizim vatanımızdan.)
“Mus’ab”,
yumuşaklıkla eyledi ki şöyle arz:
(Safâ
geldin, hele gel, şuraya otur biraz.
Şimdi bizi
dinleyip, vâkıf ol gâyemize.
Beğenirsen
kabûl et, mâni ol yoksa bize.)
Onun bu
nâzikâne ve yumuşak hâlini,
Görmek,
yumuşatmıştı Üseyyid’in kalbini.
“Doğru
söyledin” deyip, mızrağını bu kere,
Saplayarak
oturdu gösterdiği bir yere.
"Mus’ab",
güler yüz ile onunla sohbet etti.
Anlattı tatlı
tatlı ona islâmiyyeti.
Kur’ânı
kerîmden de okudu birkaç âyet.
Üseyyid
dinleyince, duygulandı begâyet.
“Bunlar ne
güzel şeyler” dedi kendi kendine.
Sordu: (Ne
yapmak lâzım girmek için bu dîne?)
“Mus’ab”ın
dediğini o da tekrar ederek,
Îmân etti
orada, şehâdet getirerek.
Ve dedi ki: (Bu
yerde, var ki Sa’d bin Muâz,
O îmân eder
ise, îmân eder cümle nâs.)
Sonra huzûr
içinde, ayrılarak o evden,
Sa’d ibni
Muâz’ın yanına geldi hemen.
|