|
66
- MUS'AB BİN UMEYR
(Radıyallahü Anh)
ÎMÂN KUVVETİ
Ailesi, asîl
ve zenginiydi Kureyş’in.
Nâz ve niyâz
içinde büyüdü bunun için.
Resûl'ün
sözlerini işitince nihâyet,
Kalbinde, Ona
karşı hâsıl oldu muhabbet.
Ona kavuşmak
için, yanıp tutuşuyordu.
Nihâyet îmân
edip, hidâyete kavuştu.
“Dîninden
dönsün” diye, bir mahzene attılar.
Kendisini,
günlerce aç susuz bıraktılar.
Kızgın güneş
altında yaptılar çokça azâb.
Ki, Resûl'ün
dîninden vazgeçer belki "Mus’ab".
Lâkin o,
sabrederek bu zor işkencelere,
Aslâ tâviz
vermedi îmânından bir zerre.
Halbuki
önceleri, çok müreffeh olarak,
Büyürdü ki,
hâline imrenirdi cümle halk.
Allah ve
Resûlü'ne vaktâ ki etti îmân,
Günlük
nafakasını, babası kesti o an.
Türlü
işkencelere tâbi tuttu oğlunu.
Dünyâ
ni’metlerinden tam mahrum etti onu.
Bir gün geldi
Resûle, çok perîşândı hâli.
Şöyle
anlatmaktadır bunu Hazret-i Alî:
(Bir gün
oturuyorduk Resûl-i zîşân ile.
Geldi "Mus’ab
bin Umeyr", hâl-i perîşân ile.
Gözleri yaşla
doldu Resûl-i müctebânın.
Ve bize
buyurdu ki: "Şu müslümâna bakın.
Onu, anne
babası besledi fevkalâde.
İslâmın
sevgisiyle işte geldi bu hâle".)
O zamanlar
Mekke’de, çok gergin hava vardı.
Kâfirler,
mü’minlere eziyet yaparlardı.
Sevgili
Peygamberle görüşseydi kim eğer,
Yapıyorlardı
ona çok fecî işkenceler.
Medîneli bir
gurup müslümânlar, bir gece,
Resûlle,
Akabe’de görüştüler gizlice.
Dediler ki: (Biz
sana, her husûsta teslîmiz.
Her ne emir
verirsen, yerine getiririz.)
Sonra bu
müslümânlar, Medîne’ye dönerek,
Halka,
islâmiyyeti anlattılar gezerek.
Bu hâlis
mü’minlerin yaptığı bu dâvetle,
Yayıldı
islâmiyyet Medîne’de sür'atle.
İslâmı, daha
iyi öğrenmek için dahî,
Muallim
istediler Resûlden bizâtihî.
Sahâbeden “Mus’ab
bin Umeyr”i seçip bizzât,
Gönderdi
Resûlullah Medîneye o sâat.
Gitti "Hazret-i
Mus’ab" Medîne beldesine.
Es’ad bin
Zürâre’nin, yerleşti hânesine.
Onun ile
birlikte, ev be ev dolaştılar.
Resûl'ün
sevgisini halka aşıladılar.
Hattâ
Resûlullahı, düşmanların şerrinden,
Koruyacaklarına, söz aldılar hepsinden.
|