|
65
- OSMÂN BİN MAZ'ÛN
(Radıyallahü Anh)
ÂFİYET OLSUN!
İslâmın,
gizli teblîğ olunduğu bir günde,
Resûlullah
dururken hânesinin önünde,
"Osmân bin
Maz’ûn" dahî, oradan geçmiş idi.
Resûle,
muhabbetle tebessüm etmiş idi.
Peygamber
Efendimiz, buyurdu ki o zaman:
(Biraz
oturmaz mısın şuracıkta yâ Osmân?)
Hazret-i
Cebrâil de, geldi sonra o yere.
Vahiy
getirmiş idi Hazret-i Peygambere.
Görülünce
Resûlde vahiy alâmetleri,
Sordu "Osmân"
az sonra Resûle bu hâlleri.
Buyurdu ki: (Cebrâil
gökten indi teminden.
Bana vahiy
getirdi âlemlerin Rabbinden.)
Dedi ki:
(Anlamadım, Cebrâil ne demektir?)
Buyurdu ki: (Allahın
elçisi bir melektir.)
Dedi ki:
(Melek sana ne dedi yâ Muhammed?
Çok merak
ettim bunu, bana dahî beyân et.)
Buyurdu ki: (Yâ
Osmân, buyurdu ki Rabbimiz,
Akrabâya
iyilik ve ihsân eyleyiniz.
Kaçının
insanlara kötülük eylemekten.
Adâletle
hükmedin, sakının zulmetmekten.)
Tesir etti bu
sözler "Osmân"ın saf kalbine.
"Şehâdet"i
getirip, girdi islâm dînine.
Sevindi
Resûlullah o gelince îmâna.
Kureyş’liler
öğrenip, çok cefâ etti ona.
Lâkin öyle
kuvvetli var idi ki îmânı,
Bu cefâlar,
dîninden döndürmedi "Osmân"ı.
Resûlullah,
hicreti emrettiği zamanda,
Çoluk çocuğu
ile hicret etti "Osmân" da.
İlk sene,
Medîne’de hasta oldu o fakat.
Tedâvî
gördüyse de, sonunda etti vefât.
O zaman
Medîne’de, ilk defâ vefât eden,
Bu mübârek ve
garip zât idi sahâbeden.
Kefene
sarılırken bu "Osmân ibni Maz’ûn",
Resûlullah
yaklaşıp, alnından öptü onun.
Buyurdu ki: (Hiçbirşey
edinmedin dünyâdan.
Dünyâ da
senden bir şey edinmedi yâ Osmân!)
Yaş aktı
gözlerinden Allahın Habîbinin.
Damladı
yanağına o nûrlu sahâbînin.
Techîz ve
tekfînini yaparak sonra yine,
Şerefli
sahâbîyi defnettiler kabrine.
O sırada
zevcesi, geldi kabri başına,
Dedi: (Afiyet
olsun yâ Osmân Cennet sana.)
İşitti
Resûlullah böyle söylediğini.
Buyurdu: (Nasıl
bildin Cennete gittiğini?)
Dedi: (Yâ
Resûlallah, çok ibâdet yapardı.
Her gece
namâz kılar, her gün oruç tutardı.)
Buyurdu ki: (Osmân’ın,
Allah ve Resûlü'ne,
Sevgisini
deseydin, kâfîydi buna yine.)
|