ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

60 - FÂTIMA BİNTİ ESED (Radıyallahü Anhâ)

İSMİNİ ALÎ KOYDUM!

 

O "Hazret-i Alî" ki. dördüncü halîfedir.

Bilcümle evliyânın baş tâcı. seyyididir.

 

Babası Ebû Tâlip. “Fâtıma”dır annesi.

Doğmuş idi hicretten yirmiüç yıl öncesi.

 

Fâtıma Hâtun” der ki: Bir gün tavâf yapardım.

Bir doğum sancısıyla birden râhatsızlandım.

 

Allahın Resûlü' de yakınımdaydı o an.

Hâlimi arz eyledim kendisine o zaman.

 

Ve ricâ eyledim ki: (Yâ Muhammed-ül emîn!

Oğlum olması için, bana duâ eyleyin.)

 

Buyurdu ki: (Ederim ve lâkin bir şart ile.

Eğer oğlan olursa, söz ver bana vermeye.)

 

Dedim ki: (Ben ve zevcim, size söz veriyoruz.

Doğacak oğlumuzu, sana nezrediyoruz.)

 

O zaman duâ edip, buyurdu: (Durma daha.

Tavâfını bitirip, gir hemen Beytullaha.)

 

Ben Kâbeye girerek, duâ ettim hem dahî:

(Bana, hayırlı oğul ihsân et yâ ilâhî!)

 

Geldi "Hazret-i Alî" bu dünyâ âlemine.

Konuldu âdet üzre bir beşiğin içine.

 

Ebû Tâlip, oğlunun görmek için yüzünü,

Kaldırmak isteyince yüzünün örtüsünü,

 

Çocuk, hemen kuvvetle yapışıp örtüsüne,

Müsâde etmedi ki, bir an baksın yüzüne.

 

Fâtıma” da emzirmek istediyse de, fakat,

Bir müddet, ona dahî etmedi muvâfakat.

 

Şaşırdılar “Çocuğun bu hâli nedir?” diye.

Az sonra, Resûlullah teşrîf etti hâneye.

 

Onlar Onu görünce, bir hayli sevindiler.

(Yâ Muhammed-ül emîn, safâ geldin!) dediler.

 

Resûlullah, beşiğin yanına vardığında,

Nûr çocuk, mışıl mışıl uyurdu yatağında.

 

Lâkin Resûlullahın alınca kokusunu,

Örtüsünü kaldırıp, ilk defâ gördü Onu.

 

Neş'elendi, sevindi ve atıldı Resûle.

Sanki şöyle diyordu lisân-ı hâli ile:

 

(Çok şükür nâil oldum devlet-i dîdârına.

Açmadım hiç yüzümü, senden gayrılarına.

 

Henüz beni görmeden vâlidemle pederim,

İstedim sen göresin, buydu benim emelim.)

 

O Server, onu alıp mübârek kucağına,

Ezân ve ikâmeti okudu kulağına.

 

(İsmini ne koydunuz?) diye suâl edince.

Dediler ki: (Senindir, koy arzu ettiğince.)

 

Buyurdu: (Mâdem bana havâle edersiniz,

“Alî” koymak isterim, muvâfık mı dersiniz?)

 

“Fâtıma” arz etti ki: (Gâibden bana dahî,

Bu ismi vermemizi demişti biri sahî.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan