|
58
- MİKDÂD BİN ESVED
(Radıyallahü Anh)
ÎMÂNLA ŞEREFLENDİ
Vaktâ ki
Resûlullah düşmanların şerrinden,
Medîneye
yerleşti, çıkıp Mekke şehrinden.
Sonra haber
gönderdi hem Hazret-i Alî’ye:
(Eşyâlarımı
alıp, Medîne’ye gel!) diye.
Hazret-i
Peygamberden alır almaz bu emri,
Müşriklere,
açıkça bildirdi bu haberi.
Dedi ki:
(Medîne’ye gideceğim yârın ben.
Bir şey
diyecekseniz, söyleyin ben gitmeden.)
Müşrikler,
başlarını aşağı indirdiler.
Korkudan, bir
kelime cevap veremediler.
Lâkin
hazret-i Alî, yükleyip eşyâları,
Giderken,
karşısına çıktı Kureyş küffârı.
Dediler: (Gidemezsin,
geri dön yüklerinle.
Yoksa pişmân
olursun, cenk ederiz seninle.)
Derhâl
hazret-i Alî, devesinden inerek,
Yürüdü
üstlerine, hiddetle kükreyerek.
O zaman korku
düştü kalplerine onların.
Dört yana
kaçışarak, oldular darmadağın.
Allah arslanı
Alî, binip yine deveye,
Yola devâm
ederek yürüdü ileriye.
Sonra çıktı
önüne, “Mikdâd” adında biri.
Kılıcını
çekerek, dedi: (Hemen dön geri!)
İndi yine
deveden, yürüdü üzerine.
Bir hamlede
yıkarak, çıktı göğsü üstüne.
Ve lâkin
öldürmeyip, islâma etti dâvet.
O dahî kabûl
edip, nasîb oldu hidâyet.
Büyük bir
bahadırı oldu müslümânların.
Hem de
büyüklerinden oldu cümle eshâbın.
Yine islâm
ordusu ve şerefli Peygamber,
"Bedir"e
yaklaşınca, aldılar ki bir haber,
“Mekkeliler,
büyük bir ordu kurmuş bu ara,
Bedir’e
geliyorlar kervanı kurtarmaya.”
Sevgili
eshâbını toplayıp Resûl hemen,
İstişâre
eyledi hiç vakit geçirmeden.
Peygamber
Efendimiz, önce muhâcirîne,
Sordular: (Bu
husûsta, uygun olan sizce ne?)
Hazret-i Ebû
Bekir, hem de Hazret-i Ömer,
(Bu düşman
ordusuyla çarpışalım)
dediler.
Sonra "Mikdad
bin Esved" dedi: (Yâ Resûlallah!
Onu yerine
getir, ne emrettiyse Allah.
Sen nerede
olursan, orada biz de varız.
Biz senin,
bir an bile yanından ayrılmayız.
Allah ve
Resûlü'nün yollarında hem dahî,
Canımız ve
başımız fedâ olsun Vallahi.
Hazırız her
emrini yapmak için burada.
Anam, babam
ve canım olsunlar sana fedâ.)
Ferahladı o
Server onun bu sözlerinden.
Hayır duâ
eyledi bu sahâbîye hemen.
|