|
57
- KÂ'B BİN ZÜHEYR
(Radıyallahü Anh)
ÖNCE İNANMAMIŞTI
Sahâbe-i
kirâmın meşhur bir şâiridir.
“Kasîde-i
bürde” nâm şiirin sâhibidir.
Babası "Züheyr"
dahî şâir idi o zaman.
Lâkin vefât
etmişti islâm teblîğ olmadan.
Vasiyyet
etmişti ki oğlu Kâ'b ve Büceyr’e:
(Siz bâri
îmân edin gelecek Peygambere.)
Ne zaman ki
islâmı teblîğ etti o Server,
İşitip,
Medîne’ye yollandı hemen "Büceyr".
Allahın
Resûlü'nün, görünce nûr yüzünü,
"Şehâdet"i
söyleyip, îmân etti o günü.
“Kâ'b”
bunu işitince, çok kızdı kardeşine.
Ona karşı bir
kin ve nefret doldu içine.
Allahın
Resûlü'nü ve islâmı zemmeden,
Hakâretler
dolusu bir şiir yazdı hemen.
Resûl bunu
duyunca, buyurdu ki eshâba:
(Onu hemen
öldürsün, kim rastlarsa o Kâ'ba.)
Bildirdi
Büceyr dahî bunu birâderine.
Dedi ki: (Ey
kardeşim, sen de gel, gir bu dîne.
Kurtarmak
istiyorsan Cehennemden kendini,
Gel de bir
gör gözünle Allahın Habîbini.)
“Kâ'b”
mektûbu alınca, ateş düştü kalbine.
O anda âşık
oldu Allahın Habîbine.
Kalbi,
Resûlullahın aşkı ile doldu taştı.
O gün yola
çıkarak, Medîne’ye ulaştı.
Yanıp
tutuşuyordu Resûl'ün sevgisiyle.
Uzun bir şiir
yazıp, getirdi bunu dile.
Tebdîl-i
kıyâfetle, ertesi gün erkenden,
Gelip mescid
önünde, deveden indi hemen.
Girip,
Resûlullahın oturdu tam önüne.
Edeble arz
eyledi Allahın Resûlü'ne.
Dedi:
(Yâ Resûlallah, Kâ'b ibni Züheyr şu an,
Hâline pişman
olmuş, istiyor sizden emân.
Eğer
huzûrunuza getirirsem kendini,
Kabûl eder
misiniz onun hidâyetini?)
Buyurdu: (Pişmân
ise, affolur o da elbet.)
Kâ'b bunu
işitince, getirdi bir şehâdet.
Dedi: (Ben
inandım ki, mâbud, Allahtır ancak.
Yoktur başka
bir ilâh ibâdet olunacak.
Sen dahî, hak
olarak gelen bir Peygambersin.
Bizleri bâtıl
yoldan, Hakka dâvet edersin.)
Allahın
Sevgilisi sordu ona: (Kimsin sen?)
Dedi: (Kâ'b
bin Züheyr'im, eğer kabûl edersen.)
İzin alıp
okudu sonra kasîdesini.
Güzel
methediyordu Hakkın Sevgilisini.
Çok hoş geldi
bu şiir Allahın Resûlü'ne.
Hırkasını
çıkarıp, örttü Kâ'bın üstüne.
Ve “Kasîde-i
Bürde” dendi ona bu yüzden.
Zamanımıza
kadar, gelmiştir tâ o günden.
|