|
56
- ÜMMÜ ÜMÂRE (NESÎBE
HÂTUN) (Radıyallahü Anhâ)
YARANI SAR!
İlk îmân
edenlerden, mübârek bir sahâbî,
Harplerde,
kahramânca savaştı arslan gibi.
"Uhud"a,
zevci Zeyd’le ve iki oğlu ile,
Gelerek,
kahramânca savaştı var gücüyle.
Hücûma
geçmişti ki biri Resûlullaha,
O, bu hâli
görünce, durur muydu hiç daha.
Kılıcını
çekerek, saldırdı o kâfire.
Bir vuruşta,
atından düşürdü onu yere.
Bir daha
kılıç vurup, öldürdü onu hemen.
Yaralandı
kendi de, hem de birkaç yerinden.
Lâkin o,
düşünmezdi yarasını, derdini.
Harbe teşvîk
ederdi evlâdıyla zevcini.
“Ümmü
Ümâre” der ki: Biz o Uhud gününde,
Çarpıştık
âilece Peygamberin önünde.
Bir ara cenk
karıştı, bir müşrik vurdu bana.
Kalkanımla
korunup, ben dahî vurdum ona.
Beni görüp,
oğluma seslendi Resûlullah:
(Çabuk yetiş,
annene yardım et ey Abdullah!)
Abdullah da
anlatır: Bir müşrik bana vurdu.
Resûl beni
gördü ve (Yaranı sar!) buyurdu.
Annem Ümmü
Ümâre, onu sarıp bir bezle,
Dedi ki:
(Kalk evlâdım, savaşa devâm eyle!)
Resûlullah,
annemi gördü ve buyurdu ki:
(Senin
katlandığına kim dayanabilir ki?)
Bana vuran o
müşrik, geçiyordu oradan.
Peygamber
seslendi ki: (İşte oğluna vuran!)
Annem, kılıç
vurarak yaraladı kâfiri.
Bunu görüp
sevindi Allahın Peygamberi.
Buyurdu:
(Ey Nesîbe, hamd ederim ki şuna,
Muzaffer
kıldı seni, nihâyet düşmanına.)
Harpten sonra
o Server, eshâba buyurdu ki:
(O gün nerye
baktıysam, gördüm hep Nesîbe’yi.)
Hudeybiye,
Yemâme ve Hayber cenklerinde,
Dahî hazır
bulunup, savaştı her birinde.
Müseyleme-tül
Kezzâb, bunun oğlu "Habîb"i,
Keserek
öldürünce, üzülüp yandı kalbi.
Yıllar sonra,
gelmişti altmış küsur yaşına.
Katıldı oğlu
ile, Yemâme savaşına.
Ve harbin en
şiddetli olduğu bir zamandı.
Hattâ
müslümânların dağıldığı bir ândı.
Kılıcını
çekerek, saldırdı müşriklere.
Hattâ "Müseyleme"ye
vurdu ve yıktı yere.
Bir gün ricâ
etti ki, Peygamber-i zîşâna:
(Duâ et de,
Cennette komşu olalım sana.)
Derhâl duâ
ederek, buyurdu: (Yâ ilâhî!
Komşu eyle
Cennette bana bunları dahî.)
Bunu duyup
dedi ki: (Kâfî bana bu nîmet.
Gam değil
bundan sonra gelse de her musîbet.)
|