|
52
- SÜHEYL BİN AMR
(Radıyallahü Anh)
SÜHEYL ÎMÂN EDİYOR
Hazret-i “Ebû
Cendel”, gelip Resûlullaha,
(Beni
kurtarın!) diye başladı ağlamaya.
Lâkin
müşrikler ile yapılan sözleşmenin,
Maddelerinden
biri, şöyleydi aynen metin:
(Bir müşrik
îmân edip, sığınsa mü’minlere,
Teslîm
edilecektir tekrar Mekkelilere)
Üstelik bu
müslümân, oğlu idi "Süheyl"in.
O da,
temsilcisiydi Antlaşmada Kureyş’in.
Oğlunu, çeke
çeke geriye götürürken,
Feryâd
ediyordu ki: (Kurtarın beni lütfen!)
Bu içli
yalvarışa, üzüldüler bî hesâb.
Ağlamaya
başladı Resûlullah ve eshâb.
Buna,
müşrikler bile dayanamayıp hattâ,
Dediler: (Yâ
Muhammed, sen üzülme bu bâbta.
Onu,
himâyemize alırız gidince biz.
İşkence
çekmesine aslâ izin vermeyiz.)
Müşrikler, bu
husûsta eyleyince böyle arz,
Resûlullah ve
eshâb, râhatladılar biraz.
Mekke
fethinden sonra, "Süheyl" de etti îmân.
Böylece o da
oldu sahâbe-i kirâmdan.
Velhâsıl
sulhnâmenin imzâsını tâkîben,
Müşrikler
ayrılarak, Mekkeye döndü hemen.
Zâhirde
mü’minlerin aleyhindeymiş gibi,
Olan maddeler
için, müşrikler sevinçliydi.
Hâlbuki bu
antlaşma, müşriklerden ziyâde,
"Mü’minlerin
lehine" olmuştu fevkalâde.
Bu,
müslümânlar için bir "Zafer" oluyordu.
Zîrâ “Devlet”
olduğu kabûl ediliyordu.
Bu antlaşma
gereği, müşrikler ara sıra,
Gidecek olsa
idi Şam’a, yâhut Mısır’a,
Yolda,
Medîne’ye de uğrasalar eğer ki,
Sağlanmış
olacaktı can ve mal emniyeti.
Böylece o
müşrikler, Medîne’ye gelerek,
Eshâbın güzel
huy ve ahlâkını görerek,
Hayrân olup,
islâmı içten seveceklerdi.
Ve müslümân
olmakla şerefleneceklerdi.
Velhâsıl
buyurdu ki eshâba Efendimiz:
(Şimdi
hepiniz kalkıp, kurbânları kesiniz.)
Sonra, yine
Resûl'ün emriyle, sahâbîler,
Tıraş olup,
ihrâmdan çıktılar birer birer.
Eshâb, "Hudeybiye"de
kalmışlardı yirmi gün.
Geri dönüş
yaptılar, emri ile Resûl'ün.
Yolda
Resûlullaha geldi “Fetih” sûresi.
Bu müjde
haberiyle sevindiler cümlesi.
|