|
48 - RÂFİ BİN HADÎC
(Radıyallahü Anh)
BEN DE ŞEHÎD OLACAĞIM
"Uhud"a,
tekbîrlerle gitti islâm ordusu.
Vardı her
sahâbîde "Şehîd olma" arzusu.
Yolda, bir
birlik ile karşılaştılar bir an.
Altıyüz
kişi idi bunlar yehûdîlerden.
Ganîmet
dâvâsında olan bu yehûdîler,
Resûl'ün
ordusuna katılmak istediler.
Peygamber
Efendimiz, suâl etti eshâba:
(Bu kişiler
müslümân olmuşlar mı acabâ?)
(Hayır yâ
Resûlallah) diyerek edince arz,
Allahın
Sevgilisi buyurdu: (Hayır, olmaz.
Geri
dönmelerini söyleyiniz onlara.
Küffârın
yardımını istemeyiz biz zîrâ)
O gün akşama
kadar, durmadan yol aldılar.
Şeyhayn
denilen yerde, durup konakladılar.
Mücâhidler
buraya gelmişti yorgun hâlde.
Geçirmek
istediler geceyi bu mahâlde.
Resûlullah
orada, teftîş etti erleri.
Gördü çocuk
yaştaki birçok sahâbîleri.
Kavuşabilmek
için "Şehîdlik" rütbesine,
Onlar da
katılmıştı bu ordunun içine.
Bunların
arasında, "Râfi' bin Hadîc" vardı.
"Büyük"
görünmek için bir çâreler arardı.
Ayak
parmaklarının ucunda yükselerek,
Küçük
olmadığını istiyordu göstermek.
Resûlullah
farkedip, onu da "Küçük" diye,
Göndermek
isteyince oradan Medîneye,
Biri,
(Yâ Resûlallah, Râfi iyi ok atar.)
Deyince, onu
dahî almaya verdi karar.
O, cenge
katılmayı istiyordu pek içten.
Resûl kabûl
edince, uçtu artık sevinçten.
İslâm
düşmanlarıyla o da savaşacaktı.
Netîcede ya "Şehîd",
ya "Gâzi" olacaktı.
Bir çocuk,
gördü onun kabûl edildiğini.
O da gelip,
Resûle arz etti dileğini.
O da, bu
maksat ile yanardı için için.
Düşünüp,
çâresini şöyle buldu bu işin.
Dedi: (Yâ
Resûlallah, ben büyüğüm Râfi'den.
Zîrâ
yenebilirim güreşte onu hemen.
İstersen,
ikimizi güreştiriniz derhâl.
Eğer onu
yenersem, beni de orduya al.
Ben de gelip,
düşmanla çarpışmak istiyorum.
Zîrâ şehîd
olmayı çok arzu ediyorum.)
Peygamber
Efendimiz, tebessüm buyurdular.
Onları
güreştirip, kendi hakem oldular.
Netîcede bu
çocuk, gâlip geldiği için,
Peygamber
Efendimiz, ona da verdi izin.
Korumaları
için Medînedekileri,
Diğer
çocukları da, gönderdi sonra geri.
|